Filozoflar ilk çağ felsefe tarihi

Aristoteles Kimdir?

Aristoteles(384-322), İlk çağ Yunan felsefesinin belkide en önemli filozoflarından biridir. Felsefenin birçok dalında, binlerce yıl boyunca konuşulacak irdelemeler yapmıştır. Hakikat arayışı ile yola çıktığı felsefe yolunda aldığı yol ile adını tarihe kalıcı olarak yazdırmıştır. İnsanlık tarihi devam ettiği sürece Aristo adı anılmaya devam edecektir. Hayatı da felsefesi kadar önemlidir. Kısaca hayatını ele aldıktan sonra Aristoteles felsefesine geçeceğiz.

1- Aristoteles’in Hayatı

Platon’un en önemli öğrencisi olan Aristoteles, MÖ 384 yılında dünyaya geldi. Trakyalı olan düşünür, Yunanistan’ın kuzeyinde bulunan XAlkidiki’in Stageria bölgesinde çocukluğunu geçirdi. Gençliğine yakın Atina’ya gelip Platon’un Akademisinde(Akademia) felsefe eğitimine başlamıştır.

Babası saray hekimi olan Aristoteles, hayatı boyunca tıp ve biyolojiye merak duymuştur. Tarihteki ilk hayvan ve bitki türü sınıflandırması da ona aittir. Canlıların görülebilen yani morfolojik özelliklerine göre ve üreme şekillerine göre ayırıp sınıflandırmıştır. Bu amaçla 540 kadar hayvanı inceleyip sınıflandırmıştır.

1.1- Aristoteles’in Akademiye Girişi

Aristoteles 17 yaşında doğduğu şehir olan Stageria’dan ayrılıp Atina’ya gelmiştir. Burada 20 yıl boyunca Platon’un öğrenciliğini yapacağı Akademia yani Akademiye girmiştir. Platon yaşadığı süre boyunca akademinin gözde bir öğrencisi olmuş ve hocasıyla sık sık akademik tartışmalara girmiştir. Bu tartışmaların içeriği ile ilgili elimizde bir bilgi olmasa da, tarihin en ufuk açıcı tartışmaları olduğu kabul edilebilir.

Platon’un Akademisi

Platon’un ölümünün ardından akademinin başına kimin geçeceği merak edilmiştir. Platon’un halefi olarak üç aday ortaya çıkmıştır:

  • Bunlardan ilki Aristoteles’tir. Fakat Aristo‘nun hem Atina yurttaşı olmaması hem de Platon’un idealar sınıflandırmasını kabul etmemesi kendisi için dezavantaj oluşturuyordu. Ayrıca Aristoteles metafizik anlayışında da Platon’dan ayrılıyordu.
  • İkincisi Platon’un yeğeni olan Speusippus’tur( Spevsippos). Kendisi Platon’un kız kardeşi Potone’nin oğludur. Hem aileden olması hem de Atina vatandaşı olması Akademi başkanlığı için avantaj sağlıyordu. Fakat Speusippus’da Platon’un idealar kuramına karşıydı.
  • Üçüncü aday Xenokrates’tir. Fakat bu adayında en büyük dezavantajı Atina vatandaşı olmamasıydı. Fakat diğer adaylardan en büyük farkı Platon’un idealar kuramının yılmaz bir savunucusuydu.

Akademi başkanlığı için Speusippus seçilmiştir. 8 yıl kadar da başkanlığını sürdürmüştür. Kendisi Akademinin başına geçince hem Aristo hem de Xenokrates Atina’yı terk etmiştir. Bu arada Speusippus hayatını kaybettikten sonra Xenokrates Atina’ya geri dönüp başkanlığı devralmıştır.

1.2- Aristoteles’in Gezileri

Hermias

Akademinin yeni başkanı Speusippus ile araları oldukça çatışmalı olan Aristoteles, Atina’dan ayrıldıktan sonra Atarneus hükümdarı Hermias’ın davetine uyarak Egenin karşı kıyısındaki Assos’a gitmiştir. Ünlü kadın filozof Aedesia’nın eşi olan Hermias hem Platon’un öğrencisi bir filozof hem de ileride hayatını kaybetmesine neden olacak kadar cesur bir hükümdardı.

Aristoteles, Assos’ta üç yıl kalmıştır. Bu süre zarfında biyolojiyle oldukça ilgili olmuş ve günümüze ulaşmayan bir biyoloji kitabı yazmıştır. Bu kitapta hayvan ve bitki türlerini morfolojik özelliklerine göre sınıflandırmıştır. Alanında bir ilk olan bu kitabın maalesef günümüze ulaşan bir nüshası yoktur. Aristo, Assos’ta kaldığı sürede Hermias ile ilişkilerini ilerletmiş ve Hermias’ın kız kardeşi(yeğeni veya evlatlığı da deniliyor) ile evlendi.

Aristoteles, üç yıl kaldığı Assos’tan ayrıldıktan sonra Midilli adasına geçmiş fakat bir süre sonra hayatının dönüm noktası olan Makedonya’ya gitme kararı almıştır. Buraya gitmesi de bir davet üzerine olmuştur. Makedon kralı Philip, Aristo’nun Makedonya’ya gelerek oğlu İskender’e eğitim vermesini istemiştir.

1.2.1- Aristoteles’in Peripatos’u

Aristoteles, İskender’in tahtı devralmasından sonra Atina’ya dönerek kendi okulu olan Peripatos’u kurmuş ve başına geçmiştir. Peripatetik Ekol ya da Peripatetik Okul diye de geçen bu okul Türkçeye yürüyenler diye çevrilebilir. Okulun bu ismi almasının en büyük nedeni Aristoteles’in çoğu dersini öğrencileriyle okul bahçesinde yürürken işlemesiymiş. Yürüyerek ders işleme ekolünün bir diğer örneğini Aristo felsefesini kendilerine örnek olan İslam felsefe okulu olan Meşşailik’tir.

Aristoteles’in Peripatos Okulu

Aristoteles, Peripatos’u kurduğunda Atina’da lise düzeyinde ders veren iki rakip okul daha vardı. Bu okullardan biri Speusippus’un hayatını kaybetmesinden sonra başına Xenokrates’in geçtiği Platon’un okulu olan Akademia, diğeri İsokrates’in başında bulunduğu Retorik okuludur.

Aristo, Atina’da uzun yıllar kalır. Bu sırada birçok öğrencisi olmuş ve birçok filozofla da fikir alışverişi yapmıştır. Fakat işler Büyük İskender’in hayatını kaybetmesinden sonra oldukça değişmiştir. Bu dönemde Atina’da Makedonya karşıtı bir hava ortaya çıkmış ve Makedonya kökenli olan Aristoteles’i zorda bırakmıştır. Zaten diken üstünde yaşayan Aristo, dostu Herminas’ın anısına diktirdiği heykelin altına yazdığı şiir nedeniyle kısa sürede dinsizlikle suçlanmıştır. Hocasının hocası olan Sokrates’in de aynı suç nedeniyle idam edildiğini bilen Aristo tekrar Atina’yı terk etmiştir. Terk etmesinin gerekçesini de bir sözle açıklamıştır. İşte o meşhur Aristoteles sözleri:

Atina’lıları felsefeye karşı ikinci kez suç işlemekten kurtardım

Aristoteles sözleri

Aristoteles’in Atina’yı, daha fazla felsefeye karşı günah işlenmemesi için mi yoksa hayat tatlı olduğu için mi terk etiği bilinmez. Fakat filozofa yakışır bir hayat sürmüş ve Atina’dan ayrıldıktan sonra sığındığı Euboea’daki Xalki şehrinde 62 yaşındayken hayata gözlerini yumar. Günümüze göre Aristoteles hayatı kısaca yaşamış olsa da birçok ömre sığamayacak kadar çok eser yazmıştır.

1.2.2- Aristoteles Kitapları

Aristoteles güçsüz ve zayıf bacaklara, küçük gözlere sahipti. Konuşurken peltek konuşurdu. Fiziksel özellikleri ne kadar zayıf olsa da duyarlı bir eş bilge bir babaydı. Oğluna ahlaki değerler öğrensin diye yazdığı Nikamosh’a Etik günümüzde hala üzerine birçok tartışma yapılan eserdir.

Aristoteles, tıpkı hocası Platon gibi birçok diyalog yazmıştır. Retoriği iyi kullanması ve şiirsel dili nedeniyle Aristo okumaları Platon okumalarına nazaran daha zordur. Aristoteles’in hitabetinin inceliklerine varabilmek için iyi bir felsefi altyapıya ihtiyaç duyulur.

Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler

Aristoteles sözleri

Aristoteles’in yazdıklarının sadece beşte biri günümüze ulaşmıştır. Aristoteles’in olduğu kabul edilen kitaplardan bazıları şöyledir:

  • Nikamosh’a Etik
  • Adalet üzerine
  • Zenginlik üzerine
  • Şairler üzerine(Peri Poetika)
  • Zevk üzerine
  • Politika
  • Ruh üzerine
  • Bilimler üzerine
  • Türler ve cinsler üzerine
  • Tümdengelimler
  • tanımlar
  • Oluş ve Bozuluş
  • Siyasal kuram üzerine söylev(8 kitap halinde)
  • Pythagorasçılar üzerine
  • Hayvanlar üzerine(9 kitap)
  • Tahliller(7 kitap)
  • Sofistçe Çürütmeler
  • Bitkiler üzerine
  • Hareket üzerine
  • Astronomi üzerine
  • Homeros yorumları
  • Mıknatıslar üzerine
  • Nil nehri üzerine

2- Aristoteles Mantığı

Aristo mantığı, felsefe yapmanın bir aracı veya aleti olarak görür. Aristo için mantık bir araç olarak kullanılıp felsefe ve bilim inşa edilir. Mantık Yunanca logos kelimesinden türemiş olsa bile Aristoteles mantığı felsefe ve bilim yapmanın bir aracı anlamına gelen Organon ile isimlendirmişti. Mantık doğru düşünmenin yöntemini veren bir araçtır. Bu açıdan Aristoteles için mantık ne düşünmesini insana öğreten bir bilim değildir. İnsana nasıl doğru düşüneceğini gösteren bir yol göstericidir. Bu açıdan Aristo mantığı ile Stoacılar ve Platoncu mantık görüşü arasında bir fark vardır. Stoacılar için mantık felsefenin bir parçası, Platoncular için mantık hem felsefenin bir parçası hem de felsefe yapmanın bir aracıdır.

Mantık biliminin kurucusu(klasik yani formel mantık) Aristoteles’tir. Fakat Aristoteles hiçbir zaman amntık terimini kullanmamış bunun yerine analizden gelen “analitik” terimini kullanmıştır. Fakat iz onun felsefesini ele alırken mantık olarak kullanacağız.

Aristo’nun mantık ile kastettiği şey aslında günümüz dünyasında bilimsel yöntemin araç ve yöntemi olarak kastedilen şeyle aynıdır. Mantık yada Aristo’nun değişiyle analitik neyin var olduğunu ve onların neden olduklarını sorgulamanın bir aracıydı. İşte mantıkta varlığı sorgularken, kurulacak argümanlarda bizi hataya düşmekten koruyacak bir araçtır. Aristo için mantık, insanı akıl yürütme eyleminde hataya düşmekten koruyacak bir yöntemdir. Fakat bu yöntem düşüncelerin veya argümanların içeriğini değil formlarını ele alır. Yani mantık bize ne düşüneceğimizi öğreten bir bilim değil, nasıl düşüneceğimizi gösteren bir araçtır.

2.1 Aristoteles Mantığının Temel İlkeleri

Aristo mantığının kanıtlanamaz temel üç ilkesi vardır. Bu ilkeler özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü halin imkansızlığı ilkesidir. Şimdi sırayla bu kanıtlanamaz mantık ilkelerine bir göz atalım.

A- Özdeşlik İlkesi

Özdeşlik ilkesine göre bir şey sadece kendisine özdeştir, yani diğer bir ifadeyle A, A’dır.

B- Çelişmezlik İlkesi

Çelişmezlik ilkesine göre, birbiri ile çelişkili bir halde bulunan iki önermeden birini kabul etmemiz halinde diğerini reddetmek zorundayız. Bir şey aynı anda hem kendisi hemde kendisi olmayan bir şey olamaz. Diğer A, A olmayan değildir. Bu ilkeye göre birisi hem zengin hem de fakirdir diyemeyiz. Diğer bir örnekte birisi hem hamile hem de hamile değil denilemez.

C- Üçüncü Halin İmkansızlığı

İleri sürülmüş bir iddia veya önerme hem doğru hem de aynı anda yanlış olamaz. Bu önerme ilk iki önermenin tamamlayıcısı durumundadır. Kısacası bir şey ya kendisidir, yada kendisi olmayandır. Üçüncü bir halden bahsedilemez.

2.2 Aristoteles Mantığında Kıyas

Aristo mantığının en önemli kavramlarından biri kıyas kavramıdır. Ona göre Kıyas öyle bir sözdür ki onunla bir şeyler ortaya koyduğunuzda, konulan şeylerden başka bir şey zorunlu olarak ortaya çıkar. Bir kıyas örneği:

  1. Bütün insanlar ölümlüdür.
  2. Sokrates bir insandır
  3. O halde Sokrates ölümlüdür

Kısacası kıyas en az iki öncül önermeden bir sonuç önermesi çıkaran bir akıl yürütme işlemine verilen addır.

2.3 Aristoteles Mantığında Kategoriler

Aristo’nun kategoriden kastı yüklemlerdir. Kategoriler, bir özneye yüklenmesi mümkün olan en genel yüklemlerin bir ifadesidir. Kategori demek yüklemi gösterir. Aristo sınırsız olan yüklemleri on başlık altında toplamıştır. Şimdi kısaca bunların ne olduğuna göz atalım:

  • Töz
  • Nicelik
  • Nitelik
  • Bağıntı
  • Yer
  • Zaman
  • Durum
  • Sahip olma
  • Etkinlik
  • Edilginlik

3- Aristoteles ve Bilgi Felsefesi

Aristoteles’in bilgi anlayışı öğrencilik yıllarından beri hocası Platon’dan oldukça farklıydı. Fakat o da tıpkı hocası gibi varlık skalasında tümellere ayrı bir önem vermiştir. Ona göre tikellerin bilgisi olamayacaktır. Gerçek bilgi tümellere ait olan bilgidir. Fakat Aristoteles, hocası gibi ütopik bir idealar alemi fikrine karşıdır. Ona göre idea denilenler bu dünyada form olarak varlık içinde gerçekliğini sürdürmektedir.

Aristoteles’e göre form denilen varlıkların özünü insan ruhu ile özümser. Yani ruh varlıkların özünü kavrama yeteneğine sahiptir. Fakat ruhun canlılarda aynı değer oranında bulunmadığını iddia eder. Ona göre ruhlarında bir değer skalası vardır. Bu değer skalasının en altında bitkisel ruhlar vardır. Bu ruhun üstünde hayvanlarda bulunan ve temel duyumsama yeteneğine sahip hayvansal ruh vardır. Bu ruh algılar, acı çeker, rahatlar. Bu skalanın en üstünde akıl yürütme yeteneğine sahip ruh vardır. Sadece insanlarda bulunan bu ruh sözleri ve sembolleri kullanarak konuşur ve akıl yürütür. Bu ruh teorik ve pratik akletme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle bu ruha akli ruh denir ve iki boyutu vardır. Birinci boyutu rasyonel boyutudur. Bu boyut felsefe gibi alanlarla uğraşmayı ve ezeli ile ebedi varlıklar hakkında akletmeyi sağlar. Fakat akli ruhun ikinci boyutu günlük yaşamı devam ettirmeyi sağlar.

3.1 Aristoteles’te Madde ve Form

Aristo’ya göre varlıkları madde ve form olarak iki boyutta açıklar. Tıpkı hocası Platon gibi tek tem ağaçların solup çürürken değişmeyen ve çürümeyen bir genel bir ağaç kavramının varlığına inanır. Fakat bu kavramı radikal bir realizmle açıklamaz. Ona göre her varlık potansiyel tüm formlarını taşır. Yani bir ağaç ileride olması mümkün tüm formlarına sahiptir; masa, sandalye, kalem veya kağıt gibi. Birde varlığın biçimlenemeyen ve belirli olmayan bir yanı olan madde veya töz boyutu vardır. Bu boyut forma girdiğinde bir gerçekliğe kavuşur. Formsuz bir maddenin gerçekliğinden bahsedemeyiz.

Ona göre akli form bir varlığa yöneldiğinde ilk olarak onun formunu duyumsar. Algılayan bir canlı bir varlığa yöneldiğinde maddenin algılanabilen formu canlıdaki duyu organını harekete geçirir.

Aristoteles, Ruhun Üzerine adlı eserinde üç tür duyusal nesneden bahseder. Bunlar:

  1. Her biri bir duyu organını harekete geçiren duyumlardır. Örneğin renkler, tatlar veya ses gibi.
  2. Özel bir duyu organına hitap etmeyen tüm duyuların ortaklığı ile algılanan hareket, sayı ve biçim gibi duyumlardır.
  3. Üçüncüsü arızi olarak algılanan nesnelerdir. Bireysel bir varlığın algısını buna örnek olarak verir.

3.1.2 Algıda Yanılma

Aristoteles’e göre insanlar birinci tür algıda yanlışa düşmezler. Bilgide yanlış genellikle yargı kısmında meydana gelir. İşin işine yargının girmediği duyumsamalarda yanlışa düşülmez. Bir duyu organı spesifik olduğu algıyı almada yanılmaz. Örneğin göz beyaz rengini algılamada işin içinde yargı olmadığı için hataya düşmez. Çünkü duyumda algılanan nesnenin duyumsanan formu akıl yürütmeyle değil, doğrudan duyumsamayla alınır.

Aristo’ya göre insan duyumsanan formda yanlışa düşmez. Fakat Akılla anlaşılan formlarda yanlışa düşer. Bir varlığın rengini, sesini veya sıcaklığını algılarken yanlışa düşmeyiz fakat o varlığın tanımını yaparken yada o varlık olmanın ne anlama geldiğini düşünürken yanlışa düşebiliriz.

Aristo’ya göre gerçek bilgi varlıkların özleri arasındaki bağlantıya ait bilgidir. Gerçek bilgi tümdengelimsel bir çıkarımla elde edilen tanımlamanın veya kanıtlamanın bilgisidir. Bir kanıtlamada yürütülen akıl yürütme işleminin öncüllerinin apaçık öncüller olması gerekir. Eğer bilimin ilk ilkeleri apaçık olmasaydı kanıtlanabilir olurdu. Kanıtlanabilir bir bilgiyi de kanıtlamak gerekecekti. Onu da bir başkası kanıtlamalıydı. Bu böyle sonsuza kadar gideceği için temelci bir epistemoloji anlayışıyla Aristo bilimin öncüllerinin kanıtlanma gereği duyulmayan apaçık öncüller olduğunu ileri sürer. Bu apaçık ilk ilkeler sezgiyle bilinir. Bu ilkler tümevarım yoluyla kazanılır.

3.2 Aristoteles’in Bilimleri Sınıflandırması

Aristo’ya göre bilimler temelde üçe ayrılır; kuramsal, uygulamalı, üretimsel. Kuramsal bilimler Teoloji(metafizik ve mantık gibi), Matematik(Aritmetik ve Geometri gibi), Doğa bilimleri(Biyoloji ve Botanik gibi) bilimlerden oluşur. Uygulamalı bilimler Etik ve politika gibi bilimlerdir. Üretimsel bilimler Sanat ve Retorik gibi bilimlerdir.

3.3 Varlığın Dört Nedeni

Dört Neden

Aristoteles, tümellere ait bilginin gerçek bilgi olduğunu kabul ederken çevremizdeki tek tek varlıkları ve bu varlıklardaki değişimi yadsımıyordu. Tümellerin değişmeden kalması yanında algılanan dünyadaki değişimi anlamaya çalışıyordu. Bu arayış içerisinde dört neden teorisini ortaya koymuştur.

Aristo’ya göre evrende mutlak bir değişme vardır. Bu değişimin bir kısmı doğal seyrinde işliyordu. Varlıklar dünyaya geliyor ve zamanla eskiyip yada çürüyüp yok oluyordu. Diğer bir değişim insanın müdahil olduğu bir değişimdi. Bu değişim insanın yaratıcılık faaliyetleri sonucu meydana geliyordu. Fakat her iki değişimde değişmeyen tek şey değişimin bir form değiştirme süreci olduğudur.

Aristoteles, değişimi anlamak ve açıklamak için varlıklara bir takım sorularla yönelmenin doğru olacağı kanaatindeydi. Bu sorulara verilecek cevaplar, varlıklardaki değişim olgusunu anlamak için yeterli bilgi sağlayacaktır. Aristo’ya göre varlıklardaki 4 soruya karşılık gelen 4 neden değişimi açıklayacaktır.

Aristoteles’ göre doğada gördüğümüz her şey ateş, hava, su ve toprağın bir araya gelmesiyle ve dört nedene dayalı olarak var olur. Bu nedenle dört nedeni çevrede, algıladığımız her nesnede görebiliriz. Her varlık doğası gereği bir amaç doğrultusunda hareket eder. Aslında Yunanca bu amaç kelimesine Arete denir. Ona göre her varlığın bir Aretesi yani bir amacı vardır. Ateş gök yüzüne hareket etmek ister, daldan düşen bir yaprak yere. İnsanda doğadaki bu Areteyi görüp sanat icra eder. Sanat bu açıdan doğanın bir taklididir. Fakat Aristo’ya göre sanat taklidi geçerek var olanın daha da mükemmel hale getirildiği bir etkinliktir.

A- Maddi Neden

Aristoteles, dört neden teorisini açıklarken bir heykel örneğinden yola çıkar. Ona göre bir varlığın ilk nedeni maddi nedendir. Örneğin bir heykelin yapıldığı alaşım(bronz, alçı veya demir) onun maddi nedenidir.

B- Formel Neden

İkinci neden formel nedendir. Her varlığı diğer varlıklardan ayıran spesifik bir şekli vardır. Örneğin bir heykeli diğer heykellerden ayıran en bariz özelliği onun kendisine has şeklidir. İşte bu şekil o varlığın formel nedenidir. Diğer bir örnekte insanlar arasındaki farklılıklardır. Dünyada milyarlarca insan var. İki göz, bir burun ve azığa sahip olan insanlar formel nedenlerinden dolayı birbirlerinden ayırt edilebiliyor.

C- Fail Neden

Bir maddeye şeklini veren onu yaratan nedendir. Bir heykeli bronza şekil vererek yapan fail neden sanatçıdır. Bir tahtayı oyarak ondan kapı süslemesi yapan fail nedeni zanaatkardır. Hayvanın içinden çıkan öd ile boyaları karıştırarak Ebru Sanatı ile yapılmış bir resim yapan kişi o tablonun fail nedenidir.

D- Ereksel Neden

Diğer üç nedeni de içine alan kapsayıcı bir kavramdır. Fail nedenin, maddi neden üzerinde formel nedeni kullanarak yapmayı amaçladığı nedendir. Örneğin sanatçının bronzu kullanarak bir adam şeklinde yapmak istediği heykelin nihai sonucu ereksel diğer bir ifadeyle final nedenidir.

3.4 Aristoteles’in Evren Anlayışı

Aristoteles’e göre veren dört temel unsur olan ateş, hava, toprak ve sudan meydana gelmiştir. Aristoteles Gök Yüzü Üzerine adlı eserinde, bu dört elementin ağırlıkları oranında yerden gök yüzüne doğru sıralandığını ileri sürer. Bu dört elementten en ağırı olan toprak yerin merkezinde, ondan biraz daha hafif olan su onun üzerindedir. Daha sonra da hava ve ateş sıralanır. Bu sıralama hem ağırlıklarına göre hem de varlıkların mükemmelliğine göredir. Yani yerden en uzak olan varlık en mükemmel varlıktır.

Aristo’ya göre her varlık sahip olduğu elementin mükemmelliğine göre bir yöne doğru hareket eder. Dış baskının olmadan varlığın böyle bir harekete girmesi doğal hareket olarak tanımlanır. Bir de dış bir müdahale sonucu varlıkların hareket etmesi vardır. Bu da zorunlu harekettir.

Aristoteles’in evren tasavvuruna göre evrenin merkezinde sabit bir şekilde yer küre durur. Bu yeryüzünün etrafını kümeler halinde diğer varlıklar çevreler. En dış kümede yıldızlar, onun altında diğer gezegenler, onun altında ve yere en yakın ay durur. Hareket etmeyen hareket ettirici en dış kümeye hareket verir ve bu hareket devinimsel bir şekilde alt kürelere sirayet eder.

Aristoteles, evreni Ay-Altı ve Ay-Üstü olarak ikiye ayırmıştır. Ay-Altı evren dört elementin farklı birleşimiyle meydana gelmiş varlıklardan oluşur. Oysa Ay-Üstü alem farklı elementlerden meydana gelmiştir. Ay-Üstü alemin meydana geldiği etmene “Eter” adını verir. Eter mükemmel ve saydan bir varlıktır. Bu varlık sayesinde Ay-Üstü alemde değişim olmasına rağmen varlıkların özü değişmeden kalabilmektedir. Oluş ve bozuluşun meydana geldiği alem Ay-Altı alemdir.

Batlamyus Evren Modeli

Aristoteles’in evren tasavvuru, MS birinci yüzyılda yaşayan bilim adamı Batlamyus ( Ptoleme) tarafından daha da geliştirilerek Batlamyus Evren Modeli yaratılmıştır. Bu model de orta çağ Avrupa’sının en kabul gören evren modeli olmuştur. Özellikle evrenin merkezine dünyayı yerleştirmesi Hristiyan teolojisi için bulunmaz Hint kumaşıydı. Hristiyan teologlarına göre Tanrı oğlu İsa’nın dünyaya geldiği gezegen diğer gezegenlerle aynı değere sahip olamazdı. Bu nedenle tüm evren dünyanın etrafında sıralanmıştı. Bu evren modeli 1500’lü yıllarda Polonyalı astronom Nicolaus Copernicus tarafından orta atılan modele yerini bırakmıştır.

Kopernik Evren Modeli

4- Aristoteles’in Teolojisi

Aristoteles’in tanrıyı hareket etmeyen hareket ettirici olarak tanımladığından daha önce bahsetmiştik. Aristo’da yer merkezinden uzaklaştıkça varlığın mükemmel olduğu fikrini de daha önce söylemiştik. İşte bu evren modelinin en tepesinde maddesiz salt bir form halinde olan mükemmel tanrı vardır. Bu tanrı maddesel değil tinsel bir varlıktır. Aristoteles’in tanrısı dünyadan kopuk bir tanrıdır. Arzu ve istekten bağımsız bir varlıktır. Bu nedenle modern dönem Deizm akımları Aristo’nun tanrısını benimsemiştir.

5- Aristoteles’in Ahlak Felsefesi

Aristoteles, bilimi üç sınıfa ayırır; teorik pratik, poetik. Teorik bilim, bilim olması hasebiyle araştırma yapmasıdır. Pratik bilim, davranışlara yönelik sınırlar çizen bilimdir. Poetik ise iyiliğin yaratıldığı bilimdir. Aristo için Politika insan iyiliğinin araştırıldığı bilimdir ve ikiye ayrılır; Ethik ve Politika. Bu nedenle Aristo için politika ve ethik ayrılmaz parçalardır ve birbirlerini tamamlar. Bir devletin erdemi onun sahip olduğu yurttaşların erdemine bağlıdır.

Aristoteles’in ethik hakkında üç temel kitabı vardır. Bunlar Ethika Nikomakheia(Nikomakhos Ahlakı), Ethika Eudemia(Eudemos Ahlakı), Ethika Megala(Büyük Ahlak)tır.

Yunan felsefesinde her varlığın nihai bir amacı olduğu(final neden) kabul eder. Bunu ifade etmek için Arete kavramını kullanırlar. Aristo’ya göre insanın Aretesi Eudaimonia’dır yani mutluluktur.

Aristoteles’e göre insanın mutluluğa ermesi için takip etmesi gereken bir yaşam biçimi olmalıydı. Toplumu gözlediğinde insanların mutlu bir yaşam için dört yolu izlediklerini fark etti. Bu yollar:

  1. Bazı insanlar mutlu olmak için hazza yönelmiştir. Fakat ona göre bu tür mutluluk peşinden sadece aşağı köleler ve hayvanlar gidebilir.
  2. Bazı insanlar ise mutluluğu şeref sahibi olmakta görüyorlar. Aristo’ya göre bu dışsal nedenlere bağlı bir mutluluktu. Oysa ona göre mutluluğun içsel kaynaklı nedenleri olmalıydı.
  3. Bazı insanlar mutluluğu zenginlikte ararlar. Paranın her türlü mutluluğu getireceğinden kesinlikle emindirler. Fakat Aristoteles için zenginlik bir amaç olamaz. O sadece bir şeylere ulaşmak için araç olabilir.
  4. Aristo için toplumun az bir kısmı gerçek mutluluğun peşindedir. Bu mutluluk teorik yani kendini düşüncelere adayan hayat ile sağlanabilir.

Aristoteles, Platon’un en yüksek ideası fikrini reddeder. Ona göre, Platon iyilikten bahsederken “iyi bir ayakkabıcı” veya “iyi bir marangoz” ile “iyi bir insan” ayrımına varamamıştır. Ona göre iyilik ahlaki anlamda kullanıldığı zaman en büyük erdem haline gelir. İnsan için iyilik her davranışının mutlak ereği haline gelmeli ve bir şeye ulaşmak için araç olarak kullanılmamalıdır.

Aristoteles için mutluluk anlık kazanılan bir şey değil bir ömür boyu devam eden şey olmalıdır. Hatta mutluluk iyi bir yaşamla elde edilirse ölümden sonra bile devam eden bir olay haline gelir.

Aristoteles erdemli ve mutlu olmayı irade sahibi olma koşuluna bağlar. Yani onun için kölelerin ve bebeklerin özgür bir iradesi olmadığı için ne mutluluklarından nede ahlakından bahsedemeyiz. Akla uyan ve irade ile gerçekleşen erdemler insanı mutluluğa götürebilir. Hazza dayalı ve akıldan yoksun bir yaşayış uygun bir yaşayış olmayacaktır. Bu nedenle akla dayalı erdemler mutluluğun tek kaynağıdır.

Aristoteles’e göre insanı harekete geçiren ve onun ahlaki eylemlerde bulunmasına vesile olan üç yeteneği vardır. Bunlardan ilki duyumlardır. Fakat sırf duyumlara dayalı eylemler ahlaki olarak sınıflandırılamaz. Hayvanlarda duyumsal yeteneğe sahip olmasına rağmen ahlaksal amaçları yoktur. Diğer iki yetenek insanı ahlaklı eylemde bulunmaya ulaştırabilecek akıl ve istektir. Gerçek erdeme sahip bir birey kötü isteklerden akılını kurtarmış gerçek özgür bireylerdir.

6- Aristoteles’in Siyaset Felsefesi

Aristoteles’in devlet anlayışı, insanın zoon politikon yani siyasi bir canlı olmasından kaynaklanmaktadır. İnsan, mükemmel ve mutlu bir yaşamı elde edebilmesi için diğer insanlarla birlikte yaşamak zorundadır. Ahlaka yani erdemlere dayalı bir devlet insanın mutlu bir yaşama erişmesinin olmazsa olmaz bir koşuludur.

Kendisi de yasalardan çok çeken Aristoteles, birçok yasa ve devlet türünü incelemiş ardından Politika adlı eserini kaleme almıştır. Aristo, kendinden önceki filozofların neden böylesi bir araştırma yapmadığını mevcut yönetim sistemlerini ele almadığını da eleştirmiştir. Bu amaçla Aristo’nun 158 anayasayı ele alıp incelediğinden bahsedilir.

Aristoteles siyaset felsefesi kapsamında anayasaları, tiran devrimlerini, yurttaşların hak ve sorumluluklarını ve anayasa değişikliklerini ele almıştır. Devletleri ele alırken nicelik ve nitelik kriterine göre ayırmıştır. Nicelik kriterinde devleti yöneten iradenin tek kişi veya çoğul mu olduğunu sorgulamıştır. Nitelik kriterinde ise devletin ne kadar yurttaşını mutlu etmek istediğini sorgulamıştır. Ona göre halkının mutluluğuna göre iyi ve kötü olan yönetimler şöyledir:

  • Halkının çoğunu mutlu etmeyi hedefleyen iyi yönetimler: tek kişinin iyi yönetimi olan Monarşi, erdemli bir azınlığın ahlaki ilkeler doğrultusunda halkını yönettiği Aristokrasi, mümkün olan en çok kişinin mutluluğunu sağlamaya çalışan Politeia‘dır.
  • Halkın mutluluğundan ziyade kendi hırsları doğrultusundaki kötü yönetimler: tek kişinin kendi çıkarına göre halkı yönetmesi olan Tirani, zengin bir azınlığın sadece kendi zenginliğini koruyup arttırmaya çalıştığı Oligarşi ve demagojiye dayanıp halkı kandıran Demokrasi‘dir.

Şimdi bu yönetim biçimlerini kısaca ele alalım:

A- Tek Kişinin İyi Yönetimi: Monarşi

Bu yönetim biçiminde devletin başında ahlaklı, merhametli ve bilge bir kral bulunur. Kral savaş veya olumsuz bir durumdan halkı kurtarmak için başa geçer ve halkını selamete ulaştırır. Halkta bu iyiliği karşılığında onun mutlak iradesini kabul eder.

Devlet yönetimi babadan oğula geçen monarşik sistemdir. Fakat her zaman babadan oğula geçmeyebilir. Bazen seçimle de bu görev verilebilir. Monarşi sistemi Mutlak Monarşi ve Aisumnetia Monarşi gibi çeşitlere ayrılır.

B- Azınlığın Erdemli ve İyi Yönetimi: Aristokrasi

Bu yönetim biçiminde devletin her kademesi o kademeye uygun erdemlere sahip yöneticiye verilir. Bu yönetim sistemi bir nevi Teknokrat Yönetim sistemidir. Her yönetici ayrı bir erdeme sahip olup devleti bu erdemler ışığında yönetir.

C- Çoğunluğa Dayanan İyi Yönetim: Politeia

Diğer adıyla Cumhuriyet olan bu yönetim biçiminde kötü yönetimler olan oligarşi ve demokrasi yönetimlerinin iyi yönleri alınmıştır. Bu sistemde zengin ve iyi eğitim almış ayrıca çoğunluğu temsil eden orta sınıf toplumu yönetir. Çünkü bu sınıf devlet kurallarına ve mantığa daha yatkın bir sınıftır.

D- Tek Kişinin Kötü Yönetimi: Tirani

Tıpkı monarşi gibi toplumun sıkıntılı dönemlerinde bu sıkıntıları çözmek için başa gelen kişilerin yönetimidir. Bu kişiler bırakın sıkıntıları çözmeyi bu sıkıntıları daha da arttırarak toplumu mutsuz eder. Despot bir yönetim anlayışı hakimdir. Toplumdaki bireyler böyle siyaset izleyenlere karşı savunmasız ve iradesizdir. Kral halkını yanına yaklaştırmaz ve kendini yabancı paralı askerlerle korur.

Tirani yönetim hem demokrasi hem de oligarşinin en kötü özelliklerini bünyesine almıştır. Toplumun üst sınıflarına karşı kötüdür. Bu özellik demokrasinin kötü bir özelliğidir. Ayrıca Tiran sadece kendi zenginliğini hedefler. Bu da Oligarşinin kötü tarafıdır.

E- Çoğunluğun Kötü Yönetimi: Demokrasi

Çoğunluğu oluşturan özgür avamların iktidarıdır. Bu iktidarda demagojiyi en iyi beceren yönetime gelir. İktidar olmak için eğitim ve erdemler dikkate alınmaz.

Demokrasinin temel ilkesi eşitliktir. Eğitimli ve erdemli bir bireyle eğitimsiz ve temel erdemlerden yoksun bir birey aynı olamaz.

Kaynaklar:

Aristoteles’in felsefenin neredeyse her disiplinini ilgilendiren temel felsefesini ele aldığım bu yazıyı hazırlarken okuduğum şu eserlere göz atarak daha fazla okuma yapabilirsiniz:

  • Hans Joachim Störig tarafından yazılan Vedalardan Tractatus’a Dünya Felsefe Tarihi kitabı
  • Ahmet Cevizci tarafından yazılan Felsefe Tarihi & Thales’ten Baudrillard’a adlı kitap
  • Ahmet Arslan tarafından yazılan İlkçağ Felsefe Tarihi kitabı
  • Abdülkadir Çüçen tarafından yazılan Bilgi Felsefesi kitabı
  • Bedia Akarsu’nun kaleminden çıkan Ahlak Öğretileri adlı kitap
  • Ayferi Göze’nin kaleminden çıkan Siyasal Düşünceler ve Yönetimler adlı kitap
  • Jonathan Barnes’in Aristoteles adlı kitabı
  • G.E.R Lloyd’un Aristotales adlı kitabı
  • Bertrand Russell’in Batı Felsefe Tarihi(İlçağ) adlı kitabı
  • Doç. Dr. Haluk Berkmen’in Aristo’nun Evreni adlı makalesi
  • Seda Özsoy’un Antik çağdaki Evren Anlayışı: Aristoteles’ten Kopernik’e Farklı Evren Modelleri
  • İsmail Köz’ün Aristoteles Mantığı ile Felsefe-Bilim İlişkisi adlı makalesi
  • Aristo’nun tanrı anlayışı için de https://www.britannica.com/biography/Aristotle/The-unmoved-mover adresine bakabilirsiniz.

1 Yorum

Yorum yaz