19. yüzyıl felsefesi Filozoflar

Auguste Comte Kimdir?

Düşünce dünyasının en önemli düşünürlerinden biri olan Auguste Comte, felsefeyi pozitivist bir temele yerleştirmeye çaba göstermesiyle günümüze kadar hala canlı tartışmaların öznesi konumundadır.

19. Yüzyıl felsefesi içinde önemli bir yeri olan Comte, bir taraftan bilim temelli bir felsefi sistem inşa ederken diğer taraftan metafiziği tümden reddetmiştir. Onun felsefesi, kendi çağında meydana gelen hızlı bilimsel ilerlemeye bir çerçeve çizme ve bu ilerlemenin yarattığı toplumsal sorunlara çözüm arama çabasıdır.

Auguste Comte, Endüstri çağının getirdiği sosyal sorunları çözmek için yeni bir insan bilimi yaratma arzusu içindeydi. Ona göre, bilimden kaynaklı sosyal sorunların çözümü için bilim temelli bir insan bilimi yaratılmalıydı. Bu bilim pozitivist temelli sosyoloji biliminden başka bir şey değildi.

Auguste Comte göre, toplumda iki çeşit insan vardır. Birincisi ve çoğunlukta bulunan grup, duygularıyla hareket edip mantığını kullanmayan halk kitleleridir. Diğer grup ise sorunlar karşısında duygu ve hislerini bir tarafa bırakıp mantıksal argümanlarla çözüm arayan elit azınlıktır. Bu azınlık toplumsal sorunları çözümlemede ve yeni çözümler getirmede muktedir bir sınıftır. Bu açıdan (Platonist bir bakışla) bir elit tabakanın toplumu yönetmesi gerektiğine inanır.

Comte’nin pozitivizmi, bir felsefi sistem olmaktan ziyade bir ideoloji görünümündedir. İster ideoloji denilsin ister felsefi sistem onun duruşu idealizm, din ve metafiziğin tam karşısında konumlanmıştır.

Auguste Comte’un Hayatı

Auguste comte, Fransız devriminden 9 yıl sonra 1798 yılında Fransa’nın Montpelliler şehrinde koyu bir katolik ailede dünyaya geldi.

Comte’nin babası bir vergi memuru olan Louis Comte ve annesi Rosalie Boyer sıkı bir kraliyet yanlısıydı. Aynı zamanda koyu katolik bir aileye sahipti. Fakat Fransız devriminin ardından ailesi Cumhuriyetçiler safına geçmiştir.

Auguste Comte, 1794’te askeri mühendis yetiştirmek için kurulmuş ancak kısa süre sonra ileri bilimler için genel bir okula dönüştürülen bir okul olan École Polytechnique’e girdi. Comte, okul yıllarında ara sıra geçimini sağlamak için gazetecilik ve matematik öğretmenliği yaptı. Felsefe ve tarihe yoğun ilgi duyuyor, özellikle toplumsal sorunlara eğilen düşünürlere ayrı bir önem veriyordu. Montesquieu, the Marquis de Condorcet, A.-R.-J. Turgot, ve Joseph de Maistre’nin eserlerini derinlemesine ele alıyordu.

Comte’nin Paristeki en yakın tanıdıklarından biri Henri de Saint-Simon’dur. İki düşünürün bir çok ortak fikri vardı. Hatta beraber çıkardıkları makaleler bile olmuştur. Fakat bir süre sonra ikisi farklı fikirlere sahip olduklarını düşünerek yollarını ayrılmıştır.

Comte, daha yirmili yaşlarındayken Toplumu Yeniden Düzenlemek İçin Gerekli Bilimsel Çalışmaların Planı(1822) adlı eserini yayınlamıştı. Bu esere dayanarak 1826 yılında “Pozitif Felsefe Sistemi” adında bir dizi konferans düzenledi. Fakat bir süre sonra ciddi bir sinir krizi geçirdi ve akıl hastanesine yatırıldı. Hatta bu dönemde intiharın eşiğine bile gelmiştir. İyileşmesinin ardından konferanslara kaldığı yerden devam etmiştir. Fakat girdiği bunalımdan kurtulamamış girdiği işlerden de bu nedenle ayrılmıştır. Hayatını devam ettirebilmek için uzun bir süre matematik dersleri vermiştir. Hayatının geri kalan kısmında kısmen John Stuart Mill gibi İngiliz hayranları ve Fransız öğrenciler tarafından, özellikle filolog ve sözlükbilimci Maximilien Littré tarafından desteklenmiştir.

Comte, 1825’te Caroline Massin ile evlendi, ancak evlilik hayatı oldukça mutsuz geçtiği için bir süre sonra ayrıldı. 1845’te Comte, ertesi yıl tüberkülozdan ölen Clotilde de Vaux ile romantik ve duygusal bir birliktelik yaşamıştır. Fakat bu kadının ölümü Comte’un düşünce dünyasını kökten değiştirmiştir. Katı bir rasyonalist olan Comte, bu ölümün ardından duyguların gücünü keşfetmiştir.

Clotilde de Vaux

Comte’un en önemli eserleri İnsan Dininin Dahil Edildiği Sosyoloji Üzerine ve Pozitivist Kateşizm‘dir

Auguste Comte ve Pozitivizm

Comte’un pozitivizmi, mutlak anlamda metafiziğe karşı bir duruş sergiler. Ona göre bilim pozitivizmdir, pozitivizm bilimdir. Pozitivizm, bilinenden yani fenomenden yola çıkarak tüm olgular hakkında açıklama yapma ve gelecek hakkında yordamda bulunma hakkına sahip tek yöntemdir.

Pozitivizm, bilim ve felsefenin uğraş alanını olgular dünyası olan fenomenlerle sınırlar. Fenomenlerin ötesindeki gerçekliği veya varlıkların özünü aramayı boş ve yararsız bir uğraşı olarak görür. Bilim bilinen olguları ve bu olgular arasındaki ilişkiyi ele almalıdır. Numene dair sorgulamalar bilimin ve felsefenin özünü yitirmesine ve onları metafizik safsatalara dönüştürmesine neden olur.

Auguste Comte’un pozitivizmi teolojik ve felsefi spekülasyonlara karşı bir tutum sergiler. Pozitivizm, felsefi bir disiplin olarak ampirik temeller üzerine oturtulmuş ve objektif bir bakış açısına sahiptir. Bir yönüyle pozitivizm saf bir felsefi uğraşı olmaktan ziyade bir ideolojidir.

Comte’un göre, pozitivist felsefe ampirik bilimler olan doğa bilimlerinin deneysel yöntemlerini mükemmel bir model örneği olarak kendi bünyesine katmalıdır. Felsefi sorgulamaların alanı olgular dünyasına dayanan pozitif bilgilerdir. Pozitif bilgilerin ötesindeki bilgi arayışları bilim ve felsefenin uğraş alanı dışında olmalıdır. Deneysel araştırma yöntemleri kullanılarak bulunan felsefi sonuçlar kuramsallaştırılıp din, siyaset ve ahlak gibi alanlarda kullanılmalıdır.

Auguste Comte’un Üç Hal Yasası

Antik Yunan felsefecilerine göre tarih bir döngüsel düzen içerisindedir. Yani geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği ve ilerlemenin olmadığı spiral bir düzenek içindedir. Fakat Aydınlanma filozofları tarihin karanlıktan aydınlığa doğru bir çizgide ilerlediğini öne sürerler. Comte, Hegel’den başlayıp on dokuzuncu yüzyılda zirveye ulaşmış olan tarihsel süreç kavramını kabul etmiştir.

Comte’a göre pozitivizmi anlamanın ve onun özgün niteliklerini kavramanın tek yolu, bütünsel bir bakış açısıyla insan aklının tarihsel süreçte ne gibi bir gelişim gösterdiğine bakmakla mümkün olacaktır.

Comte’a göre insan aklı nasıl ki bebeklik çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde belirli bir gelişim gösteriyorsa, tarih boyunca da bir yasaya bağlı olarak gelişim göstermiştir. Bu üç dönemin herhangi bir döneminde kullanılan felsefi yöntemler diğer dönemlerle bir çelişki içindedir. Fakat yasaya göre, tarihin ilerlemesiyle birlikte bu yöntemlerde mutlak bir mükemmelliğe(pozitivist yönteme) evrilmiştir.

Comte’a göre kendi yaşadığı çağ pozitivist dönemin içine girildiği bir çağdır. İnsanlar bu çağa hem kendilerinin hem de bilgilerinin evrilmesiyle ulaşmıştır. Bu evrim, çatışmaların ve farklı felsefi yöntemlerin uygulandığı dönemlerin ardı ardına sıralanmasıyla gerçekleşmiş ve sonunda mükemmelliğe ulaşılmış bir evrimdir. Comte’a göre, her yeni dönem bir önceki dönemin yıkılmasıyla ve felsefi yöntemlerin terkedilmesiyle mümkün olmuştur. Fakat her dönemin varlığı bir önceki döneme bağlıdır. Çünkü insan zihninin evrimi gibi toplumsal evrimde de bir gelişme evresinin varlığı bir öncekinin var olmasına bağlıdır.

 Şimdi insan bilgisinin evrimini geçirdiği üç dönemi genel özellikleriyle ele alalım:

1- Teolojik Dönem

Kendi içerisinde üç alt dönem ayrılan bu dönem, dinsel düşüncelerin insan ve toplumu yönettiği bir dönemdir. Bu dönemin en karakteristik özelliği insanın, her doğal olgu ve olayın arkasında öznel canlı bir iradenin olduğuna inanmasıdır. Bu dönemde insanlar varlıkların ilk nedenlerine ve nihai hedeflerine kafa yorup onların iç dünyalarına yönelik açıklamalar yapmaya çalışır. Mutlak ve değişmez bir bilginin varlığını kabul etmekle birlikte bu bilgiye ulaşmanın mümkünatını kabul ederler.

Bu dönemde insanlar antropomorfik bir anlayışa sahiptir. Bu dönemin insanları doğa olaylarını kendi  faaliyetlerine benzeterek bir analoji kurar. Çünkü insanın bu dönemde bildiği en doğru bilgi kendi faaliyetlerine dayalı bilgidir. Bu dönemde doğa olay ve olgularına karşı açıklama ve temellendirme arasında bir ayrım yapılmamış ve böylelikle nasıl ve neden sorularının arasındaki temel ayrım fark edilmemiştir. Dönemin manevi liderleri rahiplerdir.  Bu dönem kendi içerisinde şu 3 döneme ayrılır:

1.1- Animizm veya Fetişizm

Bu dönemde insanlar doğadaki her nesne, hayvan veya bitkinin bir can ve ruha sahip olduğunu düşünür. Günümüzde hala ilkel kabilelerde veya mistik Uzakdoğu inancında bu düşünce devam etse de Comte için bu inanç insanlığın ilk gelişim dönemine ait bit bir inanıştır.

1.2- Politeizm veya Çok Tanrıcılık

İnsanlar bu dönemde kendilerinin ve çevresindeki evrenin görünmez ve mutlak iradeler tarafından yönetildiğine inanır. Her fenomenin kendisine has bir tanrısı vardır. Poseidon, Zeus, Ros, Thor bu dönemin önemli düşsel figürlerdir.

1.3- Tek Tanrıcılık veya Monoteizm

Bu dönemde insanoğlu, görülür veya görünmez evrenin tek ve mutlak bir irade tarafından yönetildiğine inandığı evredir. Sayısız tanrı yerini mutlak bir tanrıya bırakmıştır.

2- Metafizik Dönem

Metafizik dönem teolojik dönemle pozitivist dönem arasında bir geçiş evresidir. Comte’a göre bu dönem teolojik dönemin makyajlanmış halidir. Bu dönemin en karakteristik özelliği her şeyin soyutlandığı dönemdir. Evren binlerce tanrı veya tek mutlak bir tanrı tarafından yönlendirildiğine inanılmaz. Fakat tanrı yerine soyut bir gücün evreni yönettiğine inanılır. Doğa üstü güçler gitmiş yerine kavram ve cevherler gelmiştir. Tüm cevherlerin birbirinden bağımsız gibi gözükmesine rağmen tek bir cevherde birleştiğine inanılır. Bu soyut cevher tek tanrının yerine geçmiştir. Bu dönemde doğal olgulara can veren animistik düşünce yerini fikir ve kavramlara bir gerçeklik yükleyen bir anlayışa bırakmıştır. Varlıkların cevherlerine ruh veya tanrılara atfedilen güçler yüklenmiştir. Bu dönemin manevi liderleri filozoflardır.

3- Pozitif veya Olgusal Dönem

Bu dönemde hakim arayış sadece olgular dünyası ile ilgilenen bilimsel anlayıştır. İnsan artık teolojik veya metafizik arayışları bir kenara bırakmış, mutlak bilgi arayışının gereksizliğine inanmıştır. Evrenin kaynağına dair sorgulamaların ve her şeyin özünü aramanın yararsız bir uğraş  olduğunu görmüştür. İnsanın tüm arayışlarında kullandığı tek yöntem artık olgulara dayanan gözlem ve akıldır. Pozitif dönemde düşünce teolojik ve metafizik unsurlardan ayrılmıştır. Bu dönemde olgulara dair açıklamalar genel bir olguyla ilişkilendirme şeklinde olur.

Auguste Comte’un Bilimler Hiyerarşisi

Comte’a göre insan ve toplumlar nasıl bir evrimden geçmişse bilimlerde benzer bir evrimsel süreçten geçmiştir. Bu evrimsel sürecin sonucunda bilimler rasyonalist bir temelde mükemmelliğe ulaşmıştır.

Bilimler basitliği oranında sırasıyla evrimleşerek pozitivist döneme ulaşmıştır. Bilimler içerisinde en basiti olan astronomi pozitivist döneme geçen ilk bilim olmuştur. Daha sonraki dönemlerde fizik, kimya ve biyoloji sırasıyla pozitivist döneme ulaşmıştır. Pozitivist döneme en son geçen bilim sosyolojidir.

Sosyoloji en geç olgulaşan bilim olmasına rağmen Comte’a göre bilimler hiyerarşisinin en zirvesine oturmuştur. Sosyolojinin karmaşık, kapsamlı ve sistemli bir bilim olması onun en son evrimleşen bilim olmasına neden olmuştur.

Comte’a göre, insanoğlu kendi evrimsel sürecinde önce basit bilimlere yöneldi. Bu bilimler basit nesnelerin bilgisini veren ve kapsamlı olmayan bilimlerdi. Fakat insan evrimi hızlandıkça daha karmaşık bilgi türlerine yöneldi. Pozitivist dönemde insan zihni mükemmelliğe yaklaştığı için en kapsamlı bilim türlerine yönelmiştir. Bu bilimde şüphesizki Sosyolojidir.

Auguste Comte’a göre, insanoğlu kendi evrimsel sürecinde önce basit bilimlere yöneldi. Bu bilimler basit nesnelerin bilgisini veren ve kapsamlı olmayan bilimlerdi. Fakat insan evrimi hızlandıkça daha karmaşık bilgi türlerine yöneldi. Pozitivist dönemde insan zihni mükemmelliğe yaklaştığı için en kapsamlı bilim türlerine yönelmiştir. Bu bilimde şüphesiz ki Sosyolojidir.

Auguste Comte’un Bilimsel Yöntem Anlayışı

Comte’un felsefi anlayışında felsefe yerini bilime bırakmıştır. Bilimsel olanla akılsal olan aynı şeydir. Comte, yazılarında felsefe için pozitif felsefe kavramını kullanmıştır. Bu tanımlamasının temel nedeni felsefi uğraşı metafizik ve teolojik dönem uğraşılarından ayırma isteğidir.

Comte’a göre teolojik ve metafizik dönemdeki bilimler varlıkların özünü sorgulamıştır. Ama pozitif felsefe varlıkların özünü sormayı bir kenara bırakarak olguları betimlemiş ve bu betimlemeler sayesinde genel kuramlara ulaşmak için veriler sağlamıştır.

Comte’a göre bilimin temel görevi olgular hakkında genel yasaları bulmak ve bu yasaları en aza indirmektir. Bu yasalar sayesinde bilim adamları geleceğe dair yordamlarda yani tahminlerde bulunabilir. Böylelikle bilim genel, geçer ve yordamda bulunulacak bir alan haline gelebilir.

Comte için bilimsel yasa olgular arasındaki matematiksel bağların betimlenmesidir. Bu betimlemeler olguların sıklığını ve birbiri ardına gelme olasılığını ifade eden betimlemelerdir. Olgular arasında ardı ardına gelme olasılığı bir kez yasalaştımı gelecek hakkında artık yordamda bulunulabilir.

Comte’a göre pozitif bir bilimin iki temel ve vazgeçilmez yöntemi vardır; gözlem ve deney. Ona göre teorinin kılavuzluğunda gerçekleşen bir gözlem bilimin olmazsa olmazıdır. Sosyal bilimlerde deney yapmanın zorluğunu kabul eden Comte’a göre gözlem en çok fizik ve kimya biliminin yöntemidir. Sosyoloji gibi bilimlerde en iyi yöntem karşılaştırmadır. Karmaşık toplumsal olgular karşılaştırma yapılarak anlaşılabilir.

Auguste Comte ve Sosyoloji

Sosyolojinin kurucusu sayılan Comte için sosyoloji, bilimler hiyerarşisinin zirvesini teşkil edecek kadar mükemmel bir bilimdir. Sosyoloji sayesinde insanoğlu tarihsel süreçte geçirdiği üç hal yasasını görür.

Sosyoloji onun için en kapsamlı ve en somut bilimdir. Sosyoloji kendinden önce gelen tüm bilim ve bilgi türlerinden faydalansada kendine has yöntem ve konusu vardır.

Comte’a göre her bilim kendinden önce gelen bilimin bilgisini kullanır. Fakat onu daha kapsamlı hale getirir. Bilimler karmaşıklığına göre bir hiyerarşik düzene alındığında sosyoloji en zirvede olacaktır. Sosyoloji biyoloji biliminin ardından gelir. Biyoloji fizik ve kimya gibi bilimlerden farklıdır. Fizik ve kimya olguların bir yönüyle ilgilenir. İlgi alanları kısıtlıdır. Oysa biyoloji bütüncül bir bakış açısına sahiptir. Organik dünyayı incelerken kısıtlı olmayan bir araştırma alanına sahiptir. İşte sosyoloji de biyolojinin ardılı olarak bu bütüncül bakış açısını miras almıştır.

Comte, sosyolojiyi iki ana bölüme ayırmıştır; toplumsal statik ve toplumsal dinamik. Sosyoloji bir bütün olarak insanın geçirdiği evrelerin nedenlerini ve sonuçlarını ele alır. Toplumsal statik, toplum sistemindeki farklı bölümlerin(aile, din vb) birbirleriyle ilişkilerini ele alıp inceler. Bütün insan topluluklarının temel düzenlerini ele alır. Toplumsal dinamik ise insan topluluklarının birbiri ardına geçirdiği evreleri toplumsal yöntem olarak inceler.

Auguste Comte’un Siyaset Felsefesi

Auguste Comte, politika felsefesi hakkındaki görüşlerini “Pozitif Politika Sistemleri” adlı eserinde ele almıştır. Ona göre batı devletlerinde gayet barışçıl bir devrim gerçekleşerek Avrupa Birleşik Devletleri Cumhuriyeti kurulacaktır.

Avrupa Birleşik Devletleri Cumhuriyeti parlamenter sistemle yönetilmeyecektir. Üç bakanlığa sahip pozitif triumvirat bir sistem kurulacaktır. Batı Cumhuriyeti merkezi Pariste olan ve çeşitli ulusların asilleri tarafından yönetilecektir. Cumhuriyetin temeli bilim üzerine kuruludur.

Comte için halkın iktidarı, özgürlük ve demokrasi metafizik döneme ait kavramlardır. Pozitif dönemde batı devletlerinin temel hastalığı olan “bireycilik” tedavi edilecektir.

Kaynaklar:

Bu makaleyi yazarken benim de okuduğum şu eserlere göz atarak konu hakkında daha fazla okuma yapabilirsiniz:

Comte’un hayatı hakkında daha fazla bilgi için Britannica’nın internet sitesine göz atabilirsiniz.

Veysel Sönmez’in AUGUSTE COMTE (1798-1857) Pozitivizm (Olguculuk) adlı makalesi

Cengiz İskender Özkan’ın Yüzyıl tarih felsefelerinde akıl ve ilerleme arasında kurulan ilişki:Hegel-Marx-Comte adlı çalışması

Onur Çakmak’ın Auguste Comte Pozitivizmi ve Sosyoloji adlı çalışması


Yorum yaz