Felsefe Sözlüğü

Bilginin Doğruluk Ölçütleri Nelerdir?

Bilginin doğruluk ölçütleri nelerdir sorusu epistemolojinin önemli sorunlarından biridir. Bu sorunun doğrunun doğasını ve sınırlarını araştırır. Diğer bir değişle şu sorulara cevap arar: Bir önermeyi doğru yapan şey nedir? Bilgilerimizin doğru olduğunu nereden biliyoruz? Doğru dediğimiz bir bilginin doğru olduğunun garantisi nedir? Bu soruları çok daha fazla arttırma imkanız var. Bu soruların ortak kavramı “doğru” kavramıdır.

Doğru nedir? Eğer bir olay hakkında ileri sürdüğümüz bir önerme gerçekle uyuşuyorsa doğru deriz. Örneğin bugün hava yağmurludur diye bir önermede bulunalım. Eğer pencereden bakıp bu önermeyi tasdik edersek önermede ileri sürülen bilgileri doğru diye nitelendiririz. Demek ki doğru, düşüncelerin veya önermelerin gerçekle uyuşması anlamına geliyor. Yani bir varlıkla ilgili ileri sürülen düşünceler, gerçekle örtüşüyorsa doğru diye nitelendirilir.

Bilginin Doğruluk Ölçütleri Nelerdir: 5 Temel Ölçüt

Her bilgi türünün kendine has bir doğruluk ölçütü mevcuttur. Örneğin dinsel bilgide bir bilginin doğruluğu vahiyle tasdik edilir. Kutsal kitapta iletilen veya peygamberin söylemleri ile bir önerme uyuştuğu zaman doğru diye nitelendirilir. Ya da entüisyonistlere yani sezgicilere göre, bir bilginin ölçütü sezgilerdir. Fakat bilginin doğruluk ölçütleri nelerdir sorusuna cevap olarak temelde beş ölçüt ileri sürülmüştür. Şimdi bunlara kısaca bir göz atalım:

1- Uygunluk

Uygunluk doğruluk kuramlarına göre, herhangi bir varlık hakkındaki önerme varlığın durumuna uyuyorsa doğrudur. Genellikle olgusal alana dair önermelerin doğruluğunun ölçütü uygunluktur. Bilginin doğruluk ölçütü nelerdir sorusuna uygunluktur cevabını veren ilk filozoflar Platon ve Aristoteles olmuştur. Aristoteles, Metafizik kitabında uygunluk ölçütünü şöyle anlatır:

Varlığın var olmadığını veya var olmayanın var olduğunu söylemek yanlıştır. Buna karşılık varlığın var olduğunu, var-olmayanın var olmadığını söylemek doğrudur

Uygunluk ölçütü Aristotelesçi çizgide giden Skolastik filozoflar tarafından da kabul görmüştür. Ortaçağ felsefesi filozoflarına göre doğruluk düşüncenin olgularla uygunluğudur. 20. yüzyıl felsefesi filozofları arasında bulunan mantıkçı pozitivistler de bilginin doğruluk ölçütleri nelerdir sorusuna cevap olarak uygunluğu kabul etmişlerdir.

Doğruluk ölçütünü tasdik etmek için önerme ve onun ifade ettiği olgu karşılaştırılır. Eğer aralarında bir çelişki yoksa doğru varsa yanlış olarak kabul edilir. Örneğin bugün sokaklar ıslak önermesini doğrulamak veya yanlışlamak için pencereden sokağa bakmak yeterli olacaktır. Böylelikle düşünce ve olgu arasındaki uygunluğa bakılmış olur. Fakat bu ölçüte de tam bu noktada eleştiriler getirilmiştir. İki farklı cinsten olan düşünce ve olguyu karşılaştırmak zordur. Çünkü ikisinin var oluşu birbirinden farklıdır. Ayrıca bilen varlığın bilgisinin doğruluğunun sınırı kendi bilme kabiliyetleriyle sınırlıdır. Dolayısıyla herkesin uygunluk ölçütü aynı oranda doğru çalışmayacaktır. Çünkü herkesin algısı aynı oranda değildir.

2- Tutarlılık

Bilginin doğruluk ölçütleri nelerdir sorusuna, düşüncelerin kendi aralarında tutarlı olması onu doğru kılar cevabı verilirse tutarlılık ölçütü karşımıza çıkar. Bu ölçüte göre bir bilginin doğruluğunu tasdik etmek için dış dünyadaki olgulara veya olaylara bakmak yersizdir. Bir önermede ileri sürülen bilgiler, daha önceki bilgilerimizle tutarlıysa doğru değilse yanlış diye kabul edilir.

Bir düşüncenin doğruluğunu tasdik ederken uygunluk ölçütünü kullananlar gerçekliğin tek bir boyutunu ele almaktadır. Tutarlılık ölçütü savunucularına göre gerçeklik tek boyutlu değildir. Gerçekliği tam anlamıyla anlamak için onu bir sistem olarak ele almak gerekir. Dolayısıyla bir şeyin doğruluğu veya yanlışlığını tasdik etmek için onu genel bir sistemin içinde değerlendirmek gerekir. Yani bir önermeyi doğrulmak için, o önermeyi diğer bilgilerin tümüyle karşılaştırmak gereklidir. O önermenin ileri sürdüğü bilgiyle ilgili her türlü ilişkiyi, olgusal bilgiyi veya düşünceleri bir bütün olarak ele almak gereklidir. Bu nedenle bu ölçütü savunan filozoflar genellikle metafizikçi veya idealist filozoflar gibi sistem filozoflarıdır. Örneğin Georg Wilhelm Friedrich Hegel , Baruch Spinoza ve Gottfried Leibniz gibi.

3- Tümel Uzlaşım

Bu anlayışa göre bir bilginin doğruluğunu tümel uzlaşım sonucu kabul ederiz. Bu anlayışa göre bilimsel hakikatler bile insanların üzerinde ortak kanıya vardığı bir uzlaşımla doğru veya yanlış olarak kabul edilir. Eğer çoğunluk bir bilgiyi kabul ederse doğru etmezse yanlıştır. Toplumsal kanılar bilginin ölçütüdür.

Doğa bilimlerinin ortaya koyduğu bilgiler gerçekliği tam olarak yansıtmaz. Bu bilgiler bir bütün olarak toplumun gerçekliği nasıl algıladığını yansıtır. Tümel uzlaşımın ileri sürdüğü bu sav aslında bilimin paradigma devrimleriyle yönünü tayin ettiği görüşle uyuşmaktadır. Thomas Khun’a göre dış dünyayı açıklayan tüm yasa ve hipotezler bir bütün olarak toplumun dini, ekonomik, siyasi ve ahlaki benimsemelerinden etkilenir. Bu nedenle bilimsel kanılar evrensel ve genel geçer değildir. Toplumun paradigması değiştiğinde bilimsel hakikatlerde o doğrultuda değişmektedir.

Tümel uzlaşıma birçok eleştiri getirilmiştir. Bu eleştirilerden birine göre toplumların entelektüel gelişmişlikleri aynı olmadığı için zayıf entelektüel toplumlarda toplum yanlış olan bir bilgiyi ortak kanı olarak doğru kabul edebilir. Eğer tümel uzlaşım doğru olarak kabul edilseydi orta çağ zihniyetinin dünyanın düz veya bir ineğin boynuzları üzerinde olduğu düşüncesini doğru olarak kabul etmesini onaylamamız gerekir.

4- Apaçıklık

Descartes’in de içinde bulunduğu temelcilik akımına göre bilgiler deney ve gözleme ihtiyaç duyulmayan ve apriori olan yani doğuştan getirilen bir takım ön bilgiler üzerine inşa edilir. Apaçık bilgi üzerinde kuşku veya şüphe olmayan veya herkeste aynı çağrışımları yapan bilgilerdir. Bu bilgiler için birinin deney ve gözlem yapmasına gerek yoktur. Örneğin dişimin ağrıdığını bilmek için deney ve gözleme ihtiyaç duymam. Dişimin ağrıdığından şüphe etmem. Çünkü bu benim için apaçık bir bilgidir.

Apaçık bir bilgi hem açık hem de seçik olan bilgidir. Eğer bir bilgi hiçbir tutarsızlık göstermeden bir bütün şekilde kavranırsa açıktır. Başka bir bilgi ile karıştırılmayacak kadar belirginse de seçiktir. Dişimin ağrıdığından şüphe etmeden kabullenmem açık bir bilgi, hangi dişimin ağrıdığından da emin olmam da seçik bilgidir. Bir bilgi eğer seçikse açık bir bilgi olması bir zorunluluktur. Fakat bir bilgi açık bir bilgiyse illa seçik olması zorunluluk değildir. Azı dişinizin ağrıdığını biliyorsanız bu seçik bilgidir dolayısı ile dişinizin ağrıdığını bilmeniz zorunlu olarak bu önermeden çıkar. Ama dişim ağrıyor diyen biri hangisinin ağrıdığından tam emin olmayabilir. Bu da açık bilginin seçik olmayabileceğini gösterir. Apaçıklık ölçütünü her önerme de ya da bilimsel bilgilerde kullanabilmek mümkün değildir.

5- Yarar veya Fayda

Bilginin doğruluk ölçütü nelerdir sorusuna verilen en ilginç cevaplardan biri faydadır. Eğer bir bilgi sonuç itibarıyla bir fayda sağlıyorsa doğru sağlamıyorsa yanlıştır demek bu ölçütün en genel tanımıdır. Bu ölçütü felsefi görüşlerinde ileri süren iki önemli düşünür vardır; Jeremy Bentham ve John Stuart Mill.

Bu ölçüte göre ister bilimsel olsun isterse olmasın tüm bilgilerin doğruluğu, elde edilen yarar ölçüsünde değerlendirilir. Bu ölçüt savunucuları genelde felsefe tarihinde pragmatist olarak adlandırılmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinin resmi siyaset felsefesi pragmatizmdir. Ülkeleri ebedi düşman veya dost diye nitelendirmezler. Onlar için bir bilgiyi doğru olarak kabul etmeleri için Amerika’ya fayda sağlamalıdır. Eğer sağlıyorsa o bilgi doğru sağlamıyorsa yanlıştır.

Faydacı ölçüt savunucularına göre bilimsel bir bilgi, insanlığın çoğuna yarar sağlıyorsa doğru, sağlamıyorsa yanlıştır. Bu nedenle bilgilerin genel geçer ve değişmez doğruluk dereceleri yoktur. Fayda sağlamayı bırakan her bilgi artık yanlış olarak değerlendirilecek ve yanlış olarak kabul edilenler de artık fayda sağlıyorsa doğru olarak kabul edilecektir.

Bilginin doğruluk ölçütleri nelerdir sorusu ile ilgili daha fazla bilgi için benimde bu makaleyi yazarken faydalandığım şu kaynak eserlere göz atabilirsiniz:

A.Kadir Çüçen’in Bilgi felsefesi adlı kitabı

Ortaöğretim Felsefe Ders Kitabı

Prof. Dr. Ahmet Arslan’ın Felsefeye Giriş adlı kitabı


2 Comments

Yorum yaz