Kategori - rönesans felsefesi

Rönesans felsefesi, Ortaçağ ve Yeniçağ felsefeleri arasında bir köprü vazifesi gören geçiş dönemi felsefesidir. Bir yönüyle Ortaçağ felsefi anlayışın esintilerini devam ettirirken diğer yönüyle Yeniçağ modern felsefesi için bir hazırlık dönemidir.

Rönesans Felsefesinin Ortaya Çıkmasına Etki Eden Faktörler

Rönesans felsefesinin doğuşuna etki eden faktörlerden biri Ortaçağ felsefesinde hakim olan Aristotalesçiliğin etkisinin azalmasıdır. Ayrıca 1453 İstanbul’un fethinin de Rönesans için tetikleyici bir etkisi vardır. İstanbul’un fethi ile birlikte, İstanbul ve diğer Rum şehirlerinden İtalya’ya giden aydınlar, Batı’da daha önce bilinmeyen antik felsefe düşüncelerini ve metinlerini de beraberlerinde getirmişlerdi.

Barut ve Pusulanın Rönesans Felsefesi Üzerine Etkisi

Rönesans felsefesi için tetikleyici etkenlerden biri de kaynağı doğu olan birtakım bilimsel buluşların Batı’ya getirilmesidir. Bunlardan biri baruttur. Barutun avrupada tanınması, ileride büyük sosyal ve ekonomik dönüşümlere yol açacak feodal dere beyliklerinin yıkılmasına neden olmuştur. Bunun yanında pusulanın da Rönesansın ortaya çıkmasına etkisi büyüktür. Pusula sayesinde Batı avrupa dışındaki kültürlerle etkileşime geçmiş, düşünsel anlamda bir ufuk genişlemesi yaşamıştır.

Matbaanın Rönesans Felsefesi Üzerine Etkisi

Rönesans felsefesi için en önemli buluş şüphesiz matbaanın Batı tarafından tanınmasıdır. Matbaa ile birlikte daha önce el yazmaları ile çoğaltılmaya çalışılan kitaplar daha geniş kitlelerin eline geçmeye başlamıştır. Düşünürlerin çalışmaları artık kitlelere çok daha kısa sürede ulaşmakta ve bunun sonucu olarak toplumda meydana gelen değişimler daha da hızlanmaktaydı. Matbaanın icadı hem Protestan hem de Katolik dünyanın reformunu hızlandırdı. Böylelikle Batı uygarlığının başta dini kurumları olmak üzere eğitim kurumlarıda hızlı bir dönüşüme girdi.

Hümanizmin Rönesans Felsefesi Üzerindeki Etkisi

Rönesans felsefesi için Hümanizm bir ideoloji veya felsefi anlamına gelmemektedir. Hümanizm, eğitimde antik kaynaklara vurgu yaparak bir dönüşümü ifade eder. Bu dönemde eğitimde Aristotelesin diyalektiği bir kenara itilmiş ve Platon’un retoriği eğitimde baş yöntem olarak kabul edilmiştir.

Rönesans için Stoacı anlayışın etkisi büyüktür. Stoacılar Herakleitos’un değişme yasasına bağlı evren anlayışını geliştirip, her maddi değişimin temel hareket ettiricisinin de maddi olduğu görüşünü ileri sürmüşlerdir. Bu anlayış Rönesans için temel bir bilimsel anlayış olmuştur.