Felsefe Genel

Hay Bin Yakzan

Hay Bin Yakzan

Hay Bin Yakzan adlı eser, İbn-i Tufeyl adlı İslam filozofunun en önemli ve hatta en çok adını duyurmuş eserlerinden biridir. 1106 yılında Gırnata yakınlarında doğan İbn-i Tufeyl, 1186 yılında Merakeş’te ölmüştür. İbn-i Tufeyl bir felsefeci olarak tanınmasına karşın aynı zamanda tıp ve hukuk alanlarında da çalışmalar yapmıştır. Fakat günümüze ulaşan tek felsefi romanı Hay Bin Yakzan’dır. Öztürk(2015)’ün de belirttiği gibi “Bu eser dünyanın ilk felsefi romanı olma özelliğini taşımaktadır.”(s. 4)

Hay bin yakzan, İbn-i Tufeyl‘in felsefi anlayışının alegorik bir şekilde ifade edilmiş halidir. Kitap belli bir felsefi temel üzerine oturtulmuştur. İnce(2014)’ye göre kitabın üzerine kurgulandığı temel felsefi görüşler, “akıl-vahiy uygunluğu, hikmet ve şeriatı birleştirmek, dini bilgi ile felsefi bilginin karşılaştırılması, gerçeğin bilgisine nasıl ulaşılacağı ve kişinin kendini gerçekleştirmesinin yolları gibi konulardan oluşmaktadır.”(s. 68)

İbn-i Tufeyl, Hay Bin Yakzan eserinde ıssız bir adada tek başına yaşayan bir çocuğun hikayesini anlatır. Hay bin Yakzan’ın hiçbir eğitici olmadan adeta doğa kitabını okuyarak insan- kamil olma mertebesine ulaşma serüveni, kitapta bilimsel ve felsefi dille anlatılır. Kitaba bilimsellik niteliği katan şey, İbn-i Tufeyl’in hekimlik mesleğine dayanarak hayvan anatomisi hakkında verdiği bilgilerdir.

Hay bin Yakzan adlı eser günümüz eğitim felsefesi ve eğitim tarihi açısından önemli bir eserdir. Modern eğitime dair felsefi ve bilimsel görüşlerin tarih sahnesine çıkmasından oldukça uzun bir zaman önce insan özünün bozulmadan nasıl eğitileceği hakkında görüşler ileri süren İbn-i Tufeyl, günümüzde hala hakkettiği yeri bulamamıştır. Eğitim ve kişilik ilişkisi, eğitimde kalıtımın önemi, eğitim ve çevre ilişkisi, eğitimde gelişim dönemlerinin özellikleri gibi konular eserin eğitim ile ilişkisini açıkça göstermektedir.  Hay Bin Yakzan ve Robinson Crusoe hikaye olarak birbirine benzer. Hatta Robinson Crusoe eserinin Hay Bin Yakzandan esinlendiğini söyleyen görüşlerde vardır. Bu yazımızda Hay Bin Yakzan eserinin genel bir tahlilini çıkarmakla beraber, insan eğitimi ile ilgili eserde verilen bilgileri ele alacağız.

Hay Bin Yakzan’da Eğitime Dair Fikirler

İbn-i Tufeyl’in Hay Bin Yakzan adlı eserindeki sembolik anlatım bulutu ve derin felsefi çıkarımlar, onun eğitim hakkındaki görüşlerini gölgelemektedir. Okuyucunun biraz çabası ve felsefi yorumu sayesinde eğitime dair önemli görüşlere ulaşılabilir. Bu açıdan esere yöneldiğimiz zaman, eğitimin üç başlıkla ilişkisini görmekteyiz; eğitim-çevre ilişkisi, eğitim-kalıtım ilişkisi ve eğitim-gelişim ilişkisi. 

Eğitim ve Çevre İlişkisi

Hay Bin Yakzan adlı eserin eğitim felsefi açısından önemli olmasının nedeni, eserin bir bakıma natüralist eğitim anlayışının ilk örneği olmasından kaynaklanmaktadır. Doğaya dönük ve onu temel alarak doğa felsefesi yapmak, natüralizm kavramı ile ifade edilmektedir. Natüralist felsefede kişi benliğini ve ulaşmak istediği mertebeyi doğadan hareket ederek bulmaya çalışır. Hay da insan-ı kamil mertebesine ulaşma yolunda doğayı bir olgunlaşma sahası olarak kullanır. Türker(2015)’e göre İbn-i Tufeyl eserini, “bireyin varlıkla ilişkisinde dilin rolü gibi toplumsal unsurların tamamını göz ardı ederek hakikat arayışını bireysel bir çaba olarak takdim eder.”(s. 197)Yalıtılmış bir insan olan Hay, bilgi elde etmede toplumsal unsurlardan tamamen arındırılmış şekilde okuyucuya sunulmaktadır. Bu açıdan Hay Bin Yakzan eserinde İbn-i Tufeyl, felsefi bilginin bir geleneğe bağlı olarak ortaya çıkması ve fikir üretmede dilin önemi gibi unsurların gerekli olmadığı gibi hayli ilginç bir düşünceyi ileriye sürmektedir. Ayrıca doğa içinde yapayalnız olan  Hay’ın çevresi ile tam bir uyum içerisinde yetiştiğini görmekteyiz. İnsan yaşadığı çevreye göre yetiştirilmezse, o çevreye uyum sağlayamaz. Dişçi(2006)’nin de belirttiği gibi, “Hay ilk önce çevresine yönelmiş ve ona uyum sağlamıştır. Ardından tabiata dair bir felsefe geliştirmiş ve ondan çıkarımlar yaparak tasavvufa geçmiştir.”(s. 43) Nihayetinde Hay, bu mertebeden insan- kamil mertebesine ulaşmıştır. Fakat bu sürecin en kritik noktası Hay’ın çevresine gösterdiği uyumdur. Aslında bugünkü eğitim sistemimizin önemli bir sorunu da Tozlu(1993)’ya göre “çocukların Hay gibi gerçek çevrelerine göre değil, hayali ve ulaşılması zor bir çevreye göre yetiştirilmeleridir.”(s. 14)

Eğitim ve Kalıtım İlişkisi

Hay Bin Yakzan’da eğitime dair ilk olarak gördüğümüz ilke, insan eğitiminin boş bir zihin üzerine inşa edilmediğidir. İnsan zihninde doğadan veya çevreden elde edilmeyen temel yetenek ve duygular eğitimin temel zeminini oluşturmaktadır. Diğer tüm öğrenmeleri bu zemin üzerine kurulmaktadır. Hay’ın yaratılışından gelen en önemli duygu utanma duygusudur. Bu kalıtımından gelen duygu, kendisini diğer hayvanlar ile kıyaslaması sonucunda açığa çıkmıştır. O hayvanları gözlediğinde onların doğal olarak örtülü olduğunu görmüştür. Gizlemeleri gerekli olan yerleri kuyrukla, kürkle veya benzerleriyle gizlidir. Bu durum benliğindeki utanma duygusunu tetiklemiştir. Utanma duygusundan hareketle Hay örtünmek maksadıyla bir arayışa girmiştir. Bu arayış bir deneme-yanılma öğrenme sürecidir. Hay yedi yaşına geldiği zaman açıklık sorununa çözüm üretmek maksadıyla ağaç yapraklarından bir kuşak yapmıştır. Fakat bu yapraklar zamanla sararmaya ve çürümeye başlamıştır. Eserde de belirtildiği üzere “Hay, hayvan derisinden faydalanarak açıklık sorununu çözmüştür.”(Tufeyl, 2016: 94) Burada açıkça görmekteyiz ki Hay’ı deneme yanılma öğrenme sürecine götüren tetikleyici kalıtımsal olarak onda bulunan duygulardır. Bu açıdan İbn-i Tufeyl’den çıkarsadığımız eğitim ilklerinin ikincisi, eğitimin kalıtım ile doğrudan ilişkili olduğudur.

Hay’ın kalıtımdan getirdiği bir diğer önemli unsur ondaki taklit yeteneğidir. Hay ilk öğrendiği dil, onu yetiştiren anne ceylanın çıkardığı seslerdir. Hatta Hay anne ceylanı o kadar usta bir şekilde taklit ediyordu ki diğer hayvanlar bu sesi, diğer ceylan seslerinden ayırt edemiyordu. Esere göre “hay, yaratılışındaki farklılıktan, yaratılışında getirdiği yeteneklerden dolayı, diğer hayvanların, kuşların seslerini de öğrendi”.(Tufeyl, 2016: 92) Fakat Hay öğrenme serüveninde taklit basamağında kalmaz. Hay, taklit ettiği hayvanlar ile kendi arasındaki ayırımın farkına vardıktan sonra taklit basamağını aşmaya başlamıştır. Tozlu(1992)’ya göre “bu seviyede kalmak kişiyi doruklara ulaşma yolunda engeller hatta onu helaka götürür.”(s. 14)

Kalıtıma bağlı olarak Hay’da ortaya çıkan bir diğer duygu sevgi ve nefrettir. Hay yalnız kaldığı zamanlarda hayvanlar üzerine düşünmeye başlar. Fakat ilginç tarafı bazı hayvanlar hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunu farkına varmasıdır. Esere göre Hay, “bazılarına karşı sevgi duyduğunu ve bazılarına karşı da nefret duyduğunu fark etmiştir.”(Tufeyl, 2016: 92) Hakkında yeterli bir bilgiye sahip olmadığı bu hayvanlara karşı ortaya koyduğu bu duygular onun nefsinde doğuştan gelen duygulardır.

Eğitim ve Gelişim İlişkisi

Dişçi(2006)’ye göre “Hay doğa ile ilişkisinden dolayı ortaya çıkan tüm problemlerini çözüme kavuştururken gelişim psikolojisinin açıklayabileceği bir aşamalar dizesinde ilerler.”(s. 43)  Hay’ın gelişim serüveni yedi yıl süren ve yedi safhadan oluşan bir süreçtir. Bu safhaların her birinde Hay çeşitli teorik ve pratik soruna çözümler üretmeye çalışır. Fakat bu safhaların her biri belli bir amaca göre ilerler. Tozlu(1992)’ya göre, “İbn Tufeyl, yetişme işinin çok önemli boyutunu derinden görmüş, amaçsız bir yetiştirmenin olamayacağını kesin bir şekilde ifade etmiştir.”(s. 14)

Bu dönemlere kısaca bir göz atalım:

  • 0-7 Yaş Dönemi: Bu dönemde Hay’ın temel ihtiyaçları anne ceylan tarafından karşılanmaktadır. Hay’ın toplumsal yaşamdan uzak olması neticesinde onun temel ihtiyacı olan sevgi ve güven ceylan tarafından karşılanmaktadır. Esere göre ceylan “onu adadaki diğer hayvanlardan korumuş temel ihtiyaçlarını karşılamıştır.”(Tufeyl, 2016: 91)  Böylesi güvenli bir çevrede yetişmeye başlayan Hay, kalıtımında getirmiş olduğu taklit yeteneği sayesinde diğer hayvanlarla iletişim kurmaya çalışmıştır. Yalnız kaldığı zamanlarda hayvanlar hakkında düşünmeye başlamıştır. Burada önemli olan Hay’ın artık kendini diğer hayvanlardan ayırabildiğidir. Fakat bazı hayvanları sevdiğini ve bazılarından nefret ettiğini görmüştür. Bu aslında Hay’ın daha önce farkında olmadığı fakat kendisinde var olan duygulardır.  Bu dönemde Hay’ın farkına vardığı bir diğer önemli duygu utanma duygusudur. 0-7 yaş arası dönemde Hay’ın eğitimi açısından kalıtımsal özelliklerin ön plana çıktığını görmekteyiz. Fakat bu kalıtımsal özelliklerin uygun çevre koşullarında ortaya çıktığını da göz ardı etmemekteyiz.
  • 7-14 Yaş Dönemi: Turgut(2011)’a göre “bu dönem aslında Hay’ın hayatta kalma çabasından kurtulup çevreye hakim olma çabasına geçtiği dönemdir.”(s. 384) Dönemin önemli özelliği Hay’ın merak duygusudur. Bu duyguyu ortaya çıkaran etken ceylanın ölümüdür. Ceylan bir sabah aniden hareket etmemeye ve hiçbir uyarana karşı tepki göstermemeye başlar. “Hay, ceylanın hareket etmemesi üzerine merakla hayvanın ellerini, ayaklarını ve diğer organlarını incelemeye başlar.”(Tufeyl, 2016: 94) Hay, çeşitli akıl yürütmeler yaparak ceylanın hareketsizliğine neden olan engelin onun kalbinde olduğunu düşünür ve hayvanın kalbini sökerek inceler. Dişçi(2006)’ye göre “kendi kendine eğitimin başarılı olabilmesi için kişide gerekli olan merak ve araştırmacı ruhu Hay kendisi bizzat taşıyordu.”(s. 50) Hay’ın tüm çabalarına rağmen ceylan hayata dönmez. Hay, bir karganın diğer kargayı gömdüğünü izleyerek, ceylanın bedeninden nasıl kurtulacağını öğrenir. Dalahmetoğlu(2011) bunu “eğitimde örnekleme metodu veya model alarak öğrenmenin tipik bir örneğidir.”(s. 43) diye açıklamaktadır.
  • Hay’ın ruh üzerine düşünmesi ve kendini diğer canlılardan ayırabilecek bir akla ulaşması onun şahsiyetinin gelişmesi için önemlidir. Tozlu(1992)’ya göre “Düşünme gücü ile insan önce kendini, şahsiyetini kurar, daha sonra da çevresini şuurlu bir şekilde anlamlandırır.”(s. 33) Bu durum bize, gelişim sürecinde bireyde önce şahsiyetin geliştiğini ve ardından buna bağlı olarak çevrenin anlamlandırıldığı fikrini verir.
  • 14-21 Yaş Dönemi: Bu dönemde Hay için en önemli keşif ateşi bulmasıdır. Hay yemeklerini ateşte pişirmeyi öğrenir. Fakat ateşi buluşunun en önemli etkisi Hay’ın düşünce dünyasında olmuştur. Hay ateş, ruh ve canlılık arasında bir bağlantı kurar.
  • 21 Yaş ve Sonrası: Hay’ın pratik uğraşlardan teorik uğraşlara geçtiği dönemdir. Hay artık ampirik dünyadan kopup rasyonel akıl yürütme safhasına ulaşmış olur. Bundan önceki yaş dönemlerinde İbn-i Tufeyl psiko-sosyal ve psiko-motor gelişim üzerine yönelik fikirlerini ifade ederken, bu dönemden sonra tasavvuf ve felsefe hakkındaki fikirlerini beyan eder. İnce(2014)’ye göre İbn-i Tufeyl’in eğitimde tedricilik diyebileceğimiz gelişim basamaklarını dikkate alan, tümevarımcı bir metodu benimsediği ifade edilebilir.”(s. 81) Bu açıdan İbn-i Tufeyl’in önemli bir öğretim planı izlediğini görmekteyiz. Tozlu(1992) bu durumu, “bilgilerin gelişi güzel bir şekilde değil de, belli bir hedef doğrultusunda, bilinenden bilinmeyene, somuttan soyuta, çevreden kainata doğru bir yolla öğrenilmesi gerektiğini görmekteyiz.”(s. 36) diye açıklamaktadır. İbn-i Tufeyl Hay’ın gelişimini bir bütünlük içerisinde ele alır.

Hay Bin Yakzan Adlı Eser Kısaca 

İbn-i Tufeyl’in Hay Bin Yakzan adlı eserinde insan yetiştirme modelinin üç boyutlu olduğunu görmekteyiz. Bu boyutlardan ilki eğitim ve kalıtım ilişkisidir. İbn-i Tufeyl’in eğitim felsefesinde, insan yetiştirmenin ilk basamağı kalıtımdan gelen duygu ve fikirlerdir. Bu kalıtımsal özellikler daha sonra öğrenilecek bilgiler için bir başlangıç basamağıdır. İkinci boyut ise eğitim ve çevre ilişkisidir. Kalıtımsal özelliklerin devreye girmesi ve gelişebilmesi için uygun çevre koşullarına ihtiyaç vardır. Bu açıdan İbn-i Tufeyl, Hay’ın yetiştiği çevreyi kalıtımsal özelliklerinin ortaya çıkması açısından çok iyi kurgulamıştır. Üçüncü boyut ise eğitim ve gelişim dönemleridir. İbn-i Tufeyl’in eğitim anlayışında birey, belli bir hedefe doğru tedrici şekilde ilerler. Kişi doğuştan getirdiği kalıtımsal özellikleri, uygun çevre koşullarında ve gelişim basamaklarıyla tutarlı bir şekilde zenginleştirir.

KAYNAKÇA

Dalahmetoğlu, Halime, (2011), İbn Bacce ve İbn Tufeyl’de Mutluluk, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Dişçi, Ömer Emre, (2006), “Kendi Kendine Terbiye” Kavramı Açısından İbn Tufeyl’in Hay B. Yakzan’ı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

İnce, Abdullah, (2014/1), İbn-i Tufeyl ve Jean Jacques Rousseau’da Eğitim Düşüncesi, Usul Dergisi, Sayı:21, Sayfa: 67-102.

Öztürk, Murat, (2015/1), İbn-i Tufeyl’in Doğaya Dönük Eğitim ve Felsefe Anlayışını Aktardığı Hay Bin Yakzan Adlı Felsefi Romanı Üzerine Bir İnceleme, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı:23, Sayfa:1-8.

Tozlu, Necmettin, (1992), İbn-i Tufeyl’in Eğitim Felsefesi, İnkılap Yayınları.

Tozlu, Necmettin, (1993), İbn-i Tufeyl’in Eğitim Felsefesi IV, Din Öğretimi Dergisi, Sayı:40, Sayfa:5-15.

Turgut, Ali Kürşat, (2011), İslam Düşüncesinde Teolojik/Felsefi Roman Geleneği, Kelam Araştırmaları, Sayı:9, Sayfa:377-392.

Türker, Ömer, (2009), Hayy b. Yakzan: İnsanlık Adasında Yalnız Bir Hakikat Yolcusu, Sosyoloji Dergisi, Sayı:18, Sayfa:195-204

İbn Tufeyl, (2016), Hay bin Yakzan, çev: M. Şerafettin Yaltkaya, Babanzade Reşid, Yapı Kredi Yayınları.

Yorum yaz