20. yüzyıl felsefesi Filozoflar

Henri Bergson Kimdir?

Henri Bergson Kimdir

Henri Bergson, 1859 ile 1941 yılları arasında yaşamış, Fransalı idealist yaşam felsefesi öğreticisidir. Babası yetenekli bir müzisyendi. Annesi ilk eğitimini veren İngiliz bir yahudi aileden geliyordu. Sadece felsefede değil aynı zamanda matematik, doğa ve insani bilimler alanında çalışmalar yapmıştır. 20. yüzyıl felsefesinde pozitivizme ve akla karşı başkaldırının önemli bir temsilcisidir. Akla karşı başkaldırışının nedeni aklın tek başına gerçekliğin yapısını bilemeyeceğine dair inancından kaynaklanmaktadır.

Henri Bergson’un Bilgi Felsefesi

Henri Bergson’a göre iki türlü bilgi edinme yolu vardır. Bunlar:

  1. Zeka ile bilgi edinme: İnsan zekası oluş ve yok oluş içerisinde hareket eden varlıkların bilgisi bilemez. Bu tür bilgi mutlak olmadığı gibi gözleyen kişinin bakış açısına göre değişen bilgidir.
  2. Sezgi yoluyla bilgi edinme: Oluş ve yok oluş içerisinde sürekli değişim gösteren varlığın bilgisi sadece sezgi yoluyla bilinebilir. Varlığa dair mutlak bilgi sezgi ile elde edilir.

Zekanın kendiside madde olduğu için durağandır. Fakat devinimi ve hayatı maddi olan bir zeka ile kavrayamayız. Bunun için maddeyi ve hayatı içeriden kavrayacak sezgiye ihtiyacımız vardır. Zeka zaman, oluş ve yok oluştan bağımsız olan matematiksel bilgileri bilebilir. Fakat hayat, ruh ve zaman gibi şeyleri zeka ile bilemeyiz.

Zekanın eseri olan bilimsel bilgi olaylar hakkında öngörüde bulunmayı, kontrol edebilmeyi ve bir mekana sokup kalıplaştırmayı tercih eder. Çünkü kendisi pragmatik bir amaçla kullanılır. Hareketli herşeyi hareketsiz halde anlamaya çabalar. Bu nedenle herşeyi somutlaştırır ve kavramlarla açıklamaya çabalar. Fakat yaratımı ve zamanı algılayamaz.

Henri Bergson bir insanın özünün zeka ile kavranamayacağını ileri sürer. Zeka ve analiz ele aldığı ve kavramsallaştırdığı varlığın yalnızca çok kısıtlı bir yönünü görür. Sembollerle ifade edilen şey nesnenin kendisini tam olarak karşılayamaz. İstanbul’un yüzlerce remini bir araya getirsek bile hiçbiri İstanbul’un gerçekliğini tam olarak bize veremez. İstanbul, onu ifade etmeye çalışan resimlerden daha çoğudur.

Henri Bergson’a göre zeka ve sezgi arasındaki fark genel olarak şöyledir:

  1. Zeka ile elde edilen bilgi kavramsallaştırdığı ve sembollere döktüğü varlığın dışsal ve kısmi bilgisini verir. Oysa sezgi kavranan nesnenin içsel bilgisini verir. Elde edilen bu bilgi kavramlarla açıklanamayacak kadar yoğundur.
  2. Zeka bilgisi görelidir. Oysa sezgi yoluyla elde edilen bilgi mutlaktır.
  3. Sezginin bir varlığı kavraması için sembollere ihtiyacı yoktur. Fakat zeka için kavramlar ve semboller şarttır.
  4. Sezgi duyularla elde edilemeyecek içsel bilginin kapılarını açar. Zeka duyulara bağımlıdır.
  5. Henri Bergson, içgüdü ve zeka arasında bir ayrım yapar. İçgüdünün algısı çevresiyle sınırlı olup tinsel şeyleri bilemez. Ayrıca içgüdü kendi üzerine düşünemez. Zeka ise içgüdüdeki bu eksiklikleri giderebilecek güçtedir. Fakat zeka da değişemez olanın ve değişmez olanı kavrayabilir. Geometri ve mantık alanı dışındaki bilgileri kavrayamaz. İçgüdü ve zeka birleşerek sezgiyi oluşturur. Sezgi, kendi bilincinin farkına varmış içgüdüden başka bir şey değildir.
  6. Zeka ve içgüdü din ve ahlakın iki temek kaynağıdır. Zekanın ön planda olduğu toplumlar kapalı toplumlardır. Bu toplumun en belirgin özelliği özgürlük değil yasalardır. Oysa sezgiye dayanan ahlaka sahip toplumlar ise özgürlüğün egemen olduğu toplumlardır. Kapalı toplumlarda yaşayan bir bireyin evrimi istenilen düzeyde tamamlanamaz.
  7. Henri Bergson’da zeka ve içgüdü ayrımı, onun metafizik görüşünüde ifade ettiği bir ayrımdır. Ona göre zeka bilimi, sezgi ise metafiziği ifade eder. Zekanın sayesinde yürütülen bilimsel çabalar hakikate ulaşamaz. Doğa bilimleri bile sürekli tekrarlanan ve canlıların sadece gözlenebilen formalarını sembolleştirir. Buradan hakikate ulaşabilecek bir bilgi çıkarmak imkansızdır. Oysa sezgi yoluyla metafizik gerçek oluşa ulaşabilir. Buda hakikati tam ve eksiksiz bir biçimde kavrayış demektir.

Henri Bergson ve Hareket Paradoksları

Henri Bergson’a göre zeka hareketi kavramaya çalıştığı zaman Zenon’un ileri sürdüğü hareket paradokslarıyla uğraşmak zorunda kalır. Hareket ve değişim gibi devinimsel durumlarda, tek bilgi kaynağı sezgidir.

Ona göre sezgiyi araç olarak kullanan metafizik hareket ve oluşu açıklayabilecek tek alandır. Zeka hareket ve oluşu açıklamada yetersizdir ve sürekli Zenon tarzı paradokslara düşer.

Henri Bergson Zaman Anlayışı veya Süre Kavramı

Henri Bergson, zekaya dayalı bilimlerin ortaya koyduğu ölçülebilen ve sınırlandırılmış zaman kavramının doğru olmadığını ileri sürer. Ona göre, böylesi bir zaman anlayışı durağandır ve zamanın akışkanlığını anlamada yetersizdir. Bu  zaman anlayışında zeka araçlara ihtiyaç duyar. Fakat sezgi ile kavranan somut süre, insanın aracısız olarak elde ettiği bir zaman anlayışıdır. Gerçek zaman homojen değil heterojen ve birbiri içerisine girmiştir.

Zaman sürekli değişen bir yaratım meydana getirir; ona göre tıpkı evrim gibi. Bu değişim nedeniyle geleceği önceden kestirebilmek imkansızdır. Henri Bergson tıpkı varoluş felsefecileri gibi hayatın önceden kestirilebilecek bir amacı olmadığını söyler.

Henri Bergson’da Ruh Beden İlişkisi

Henri Bergson’a göre ruhun bedene göre yetenekleri sayesinde bir üstünlüğü vardır. Beden fiziksel olması münasebetiyle mekana bağlıdır. Oysa ruh zaman ve mekana bağlı değildir. Kişi yaşantıları sayesinde ruhu dönüşüme uğrayarak kişinin benliğini oluşturur.

Henri Bergson ile ilgili kaynak olabilecek daha fazla okuma için:

  1. Ahmet Cevizci, “Felsefe Tarihi”, Say Yayınları
  2. Bertrand Russell, “Batı Felsefesi Tarihi”, Say Yayınları
  3. Bedia Akarsu, “Çağdaş Felsefe”, İnkılap Yayınları
  4. Levent Bayraktar, “Bergson’da Ruh-Beden İlişkisi”, Dergah Yayınları
  5. Geniş hayat hikayesi için: https://www.britannica.com/biography/Henri-Bergson

Yorum yaz