Filozoflar ilk çağ felsefe tarihi

Sokrates Kimdir?

Sokrates, batı felsefesine hem sofistlerle yapmış olduğu diyaloglar hem de adalete olan bakış açısıyla damga vurmuştur. Atina sokaklarında gezen kişileri çevirip ayaküstü felsefi sorgulamalar yapmasıyla ünlüydü. Kimi Atina yurttaşı için bu ücretsiz felsefe dersleri hayatına renk katan bir eğlenceydi. Fakat Atina aristokrasisi için bu bir başkaldırı hareketi olarak görülüyordu. Onlara göre Sokrates’in yapmış olduğu bu eğitim faaliyetleri gençlerin ahlakını bozuyordu. Çünkü onun eğitiminden geçen gençler her türlü otoriteyi sorgulamaya başlıyordu. Felsefenin ilgi alanını doğa üzerinden insana çeviren ve insan üzerine felsefeyi başlatan kişidir. Ayrıca tarihte ilk defa idam cezası alan filozoftur. Şimdi bu ünlü dahinin hayatına, eserlerine ve eşsiz kişiliğine bir göz atalım.

1- Sokrates’in Hayatı

Sokrates, MÖ 469/470 yılında Atina’da doğdu. Platon veya Aristoteles gibi zengin ve aristokrat bir aileye sahip değildi. Babası Sophroniskos bir heykeltıraş annesi Phainarete ise bir ebeydi.

Sokrates, Xantippe ile evliydi ve üç erkek çocuk sahibidir(Lamprocles, Sophroniscus ve Menexenus). Eşine ve çocuklarına yeterince zaman ayırmadığı için sürekli karısı tarafından sürekli eleştiriliyordu. Sokrates evlilik hakkında kendisine soru soran öğrencilerine aile hayatıyla ilgili şu ünlü nasihati vermiştir:

Mutlaka evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz. Kötü çıkarsa filozof olursunuz.

Sokrates’in sözleri

Yaz-kış demeden Atina sokaklarını dolaşan Sokrates, neredeyse her mevsim ayakkabı giymezdi. Güçlü bir bedene, ucu kalkık basık bir buruna, saçları dökülmüş bir kafaya ve oldukça geniş bir alına sahipti. İri yarı bir bedene sahip olmasına rağmen oldukça yufka bir yüreği vardı. Fakat savaş alanında cesareti sorgulanamayacak kadar da gözü pek biriydi. Hatta bir gün Delion savaşında hayatını hiçe sayarak arkadaşı Alkibiades’i attan düştükten sonra kurtarması neredeyse destansı bir şekilde anlatılırdı.

Öğrenmenin yaşı yoktur sözü için en uygun örneklerden biridir Sokrates. İlerlemiş yaşına bakmadan daha önce hiç denemediği lir aletini öğrenmiştir. Şölenlerde sık sık dans eder ve böylece bedenini güçlü tuttuğunu öne sürerdi. Ayrıca şölenlerde ölçülü yemek yer diğer insanların yemek yemek için yaşadıklarını fakat kendisinin yaşamak için yediğini ileri sürerdi.

Hayatın sonra ermesinden korkmayan bir insandı. İdamından önce kaçması için kendisine önerilen tüm teklifleri reddetmiştir. Atina’lıların kendisini idama mahkum ettiğini söyleyenlere doğanında onları mahkum ettiğini söylüyordu. İdama giderken etrafında ağlayan herkesi azarlamış çok ağlayan eşini uzaklaştırmıştı.

Sokrates için bir bilge ögütçü demek az fazla olmaz. Gençlere sık sık öğütler verir bilge bir yaşamın örneklerini sunardı. İlginç öğütleri de vardı. Gençlere sık sık aynaya bakmasını eğer güzelse bundan mutlu olmalarını çirkinse bu çirkinliği örtecek bir eğitim almalarını öğütlüyordu. Kendisini bir at sineğine benzetiyordu. Nasıl ki sinekler atları sürekli rahatsız ederek her zaman teyakkuz halinde bekletiyorsa, kendisi de toplumun silkinip kendisine gelmesini sağlıyordu.

Karısıyla arasında geçen olaylar oldukça ilgi çekicidir. Karısı idama giderken Sokrates’e, kendisinin haksız yere idam edileceğini söyler. Sokrates’de karısına, haklı yere idam edilseydim daha iyi mi olurdu diye cevap verir. Bir gün karısı Sokrates’e her zamanki gibi bağırıp çağırır. Sokrates’in sessiz kalmasına daha çok kızan karısı Sokrates’in başından aşağı bir kova su döker. Bu kadar gürledikten sonra yağmurun yağacağını beklediğini söyler. Karısının azgın atlar gibi eğitilemeyeceği fakat onunla yaşadıktan sonra diğer insanlarla daha kolay geçindiğini söyler. Bir gün Agorada Karısı Sokrates’in üstünü başını çekiştirerek gömleğini çekip üstünden alır. Etrafındakiler Sokrates’in buna sessiz kalmayarak onu cezalandırması gerektiğini söyler. Fakat Sokrates bunun doğru olmadığını söyleyerek karısına karşı şiddet göstermeyi reddeder.

Sokrates alaya aldığı bir takım aristokratlar tarafından Atina yönetimi olan otuzlar tarafından yargılanmıştır. Sokrates’e yöneltilen suçlama devletin inandığı tanrıları reddetmesi ve gençlerin aklını bir takım zararlı bilgilerle doldurarak ahlakını bozmasıydı. Normalde kısa bir hapis cezası ile kurtulabilecek içi boş suçlamalar olmasına rağmen Sokrates suçunu kabul etmedi. Buda aristokratları daha da sinirlendirerek kendisi hakkında idam vermelerine neden oldu.

İdamından sonra Atina halkı yaptığı yanlışın farkına vararak bu sefer Sokrates’i suçlayanları idam etmiştir. Sokrates’in büyük bir tunç heykelini yaptırarak tapınağa yerleştirmişlerdir.

Hayatı ve eserleri hakkında kendisinin yazmış olduğu hiçbir kayıt yoktur. Çünkü Sokrates’e göre yazı insan aklını tembelleştiren bir araçtı. Tüm bilgilerin saklama yerinin akıl olduğunu ileri sürüyordu. Onun felsefesi ve hayatı hakkında temel bilgileri Platon, Aristophanes ve Xenophon’tan öğreniyoruz. Fakat her filozofun yazılarıyla bize ilettiği farklı karakter ve felsefi görüşe sahip bir Sokrates’in hikayesidir bu.

2- Sokrates İçin Bilgi ve Erdem

Yunanlılar için var olan her şeyin bir Aretesi vardır. Arete Yunanca bir kavram olup “bir şeyin amacına uygun” olduğunu ifade eder. Onlara göre ister canlı olsun isterse cansız her şey bir amaca sahiptir. Bir bıçağın aretesi iyice keskin olmaktır. Bir atın aretesi koşabilmektir. Sokrates’e göre insanın aretesi erdemlere uygun yaşayabilmesidir. Erdemler evrensel bir değere sahip olup, insan yaşamının ayrılmaz yoldaşıdır.

Sokrates’in felsefesi erdemler üzerine kuruludur. Çünkü ona göre sofist öğreti Atina halkını bireyci ve çıkarcı bir hale getirmişti. İnsanları tekrar toplumsal bir varlık haline getirmenin yolu erdem eğitiminden geçmekti.

Sokrates, sokakta veya panayır yerlerinde karşılaştığı her Atina yurttaşını çevirip sonu erdemlerle biten tartışmalara giriyordu. Fakat diyaloglardan öğrendiğimiz kadar kendisini en çok rahatsız eden cahil olduğu halde cehaletinin farkında olmayan halk kitlesiydi. Sokaktan birini çevirir ona en çok bildiği konuyu veya kavramı sorardı. Genellikle kişilere meslekleriyle ilgili kavramları sorardı. Örneğin hakimlere adaleti sorardı. Genellikle muhatapları onu ilk başlarda hakir görürdü. Fakat Sokratik yöntemlerle kişilerin aslında ne kadar cahil olduklarını fark etmesini sağlayan Sokrates, tartışmaların sonunda hep haklı çıkardı. Bilgiye eriştiren bu sokratik metot diğer taraftan onu idama götüren bir yol olmuştur.

Sokrates’e göre erdemler toplumsal bir onaya ihtiyaç duyulmadan bireysel bir tecrübe ile elde edilir. Toplumun onayına sunulsaydı erdemler bilginin değil inancın bir konu olurdu. Oysa ona göre, erdemlerin temelinde inanç değil kişisel tecrübelerin rol oynadığı somut bilgiler vardı.

Sokrates tıpkı öğrencisi olan Platon gibi erdemleri hiyerarşik bir piramide yerleştirir. Ona göre hiyerarşiye dayalı bu piramidin en alt kısmında dindarlık, ölçülülük ve cesaret gibi tekil erdemler vardır. Piramidin zirvesindeyse tekil erdemlerin arasındaki ortak bağdan doğan iyilik gibi bütüncül erdemler vardır. Tüm erdemlerin var oluşu iyilik erdemine göre belirlenir. Tekil erdemler hayatın bazı kısımlarında ortaya çıkıp anlam kazanırken iyilik erdemi yaşamın bütünü için değer kazanır. Tüm erdemler iyilik erdemini kendileri için bir pusula görür. Aslında tüm erdemler iyilik erdeminin farklı birer tezahürü olduğu için sadece iyilik erdemi vardır.

A- Kimse Bilerek Kötülük Yapmaz Argümanı

Sokrates’in sokak tartışmalarından çıkardığı sonuç, insanların kavramlar hakkındaki bilgisizlikleriydi. İnsanın bilgisiz olmasının en büyük sonucu da kötülüğe yönelmeleriydi. Ona göre insan uygun bir eğitim sonucu elde ettiği iyi davranış kalıplarından çıkmaz ve asla kötülük yapamazdı. Peki bu eğitimin özelliği nedir?

Ona göre iki türlü eğitim vardır. Birincisi hocanın aktarmacı olduğu öğrencinin ise pasif bir şekilde bilgiyi aldığı eğitimdir. Bu eğitim sofistler tarafından verilen ve içi boş olan bir eğitimdir. Böylesi bir eğitimde öğrenci elde ettiği hiçbir bilgiyi tam olarak bilemez ve elde ettiği bilginin de değerini anlayamazdı. Böylesi bir eğitim sofistlerin retorikçi eğitimidir. Bu eğitimde bilgiye karşı bir sağduyu elde edilemez ve bilgi asla içselleştirilemez.

Sokrates için ikinci eğitim modelinde, öğretmen bir rehber öğrenci ise bilgiyi kendisi elde eden kişidir. Kişi böylesi bir öğrenmede tüm iradesi ile özgür olduğu için, sağduyusunun devreye geçtiği bir öğrenme yaşar. Böylesi bir eğitimde bilgi, öğrenci tarafından içselleştirilir. Erdemlere dair iyi olan şeylerin bilgisini içselleştiren bir kişi artık kötülük yapamaz. Çünkü o iyi olana dair bilgiyi artık bir yaşam tarzı haline dönüştürmüştür. Sokrates’e göre bir kere doğru bilgiyi içselleştiren birisi artık kötülüğe yönelmez. Çünkü kötülük erdeme ve iyiye karşı tam bir cehalet durumudur.

B- Sokrates’in Hiçbir Şey Bilmediği Argümanı

Delphi Tapınağı

Sokrates’in öğrencileri bir gün Delphi tapınağındaki baş rahibe dünyanın en bilgili kişisinin kim olduğunu sorarlar. Rahip onlara dünyanın en bilge kişisinin Sokrates olduğunu söyler. Öğrencileri ona bu olayı anlatıklarında aşağıdaki şu ünlü vecizesini söyler:

Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.

Sokrates’e göre bir kişi kendisi doğrudan hakikati göremezse kimse ona hakikati gösteremez ve onunla ilgili bir bilgi veremez. Dolayısı ile Sokrates burada aslında bilgisiz bir insana retoriğe dayalı doğrudan aktaracağı bir bilgisinin olmadığını söylemek ister. Yani onun enformasyona dayalı aktarabileceği bir erdem bilgisi yoktur.

Sokrates’e göre bilgiler bireysel çabalarla elde edilmelidir. Ancak bu şekilde bilgi özümsenip bir ahlaki yaşayış kuralı haline getirilebilir. Aksi taktirde birinin diğerine aktardığı şey bilgi değil, inanmaya dayalı öğretme modelidir. Bu şekilde elde edilenler kişide bir sağduyu yaratmazlar.

Doğuştan gözleri görmeyen birine renkleri ne kadar anlatabilirsiniz? Kırmızı rengi ile yeşil arasındaki farkı nasıl tanımlayabilirsiniz. İşte Sokrates için erdemlerin bilgisi ancak yaşayarak bir yaşam biçimi haline getirilerek öğrenilebilir. Dolayısı ile onun hiçbir şey bilmediği iddiası bilginin aktarılabilir bir şey olmaktan ziyade yaşayarak bireysel çabayla öğrenilebilir olması düşüncesinin bir ifade şeklidir. Aksi taktirde Sokrates’in hem hiçbir şey bilmemesi hem de Platon diyaloglarında erdemler hakkında köklü tartışmalar yapması bir tezatlık yaratacaktır. Hiçbir şey bilmiyorum diyen bir kişi, en azından bilgisizliğini bile ifade edecek bir dili biliyordur.

C- Sokrates için Erdemlerin Tümelliği

Sokrates için (tıpkı Platon’da olduğu gibi) değerli olan tümellerdir. Kişilerle sokakta tartışırken onlara, bir kavramın tümel bilgisine sahip olmadığı gösterirdi. Onun için tümelin bilgisi her zaman tikele ait olan bilgiden daha değerlidir. Ona göre tikele dair bilgi göreceli olduğu için üzerinde toplumsal bir uzlaşı sağlanamaz. Toplumu ortak değerler etrafında bir araya getirmeye çalışan Sokrates için bu durum kabul edilemezdir.

Sokrates’e göre erdemlere dair bilgiler tümelin bilgisi olmalıdır. Tümele ait bir bilgi evrenseldir, göreceli olmadığı için herkes tarafından aynı anlamlara sahiptir dolayısı ile toplumu ortak bir noktada birleştirir. Sokrates’e göre, eğer herkes erdemlerin sadece tikel bilgisine sahip olsaydı, erdemlere dair bilgi kişiden kişiye değişir ve bu kadar göreceli bir kavram üzerine iki kişi konuşamazdı.

D- Sokrates’e Göre Bilginin Kaynağı

Sokrates’e göre insan bilgisinin kaynağı akıldır ve bu bilgi doğuştan gelmektedir. Platon kendi diyaloglarında, Sokrates’in bilgi anlayışını kendi bilgi anlayışıyla harmanlamıştır. Bu nedenle hangi anlayışın kime ait olduğu kesin değildir. Kimi felsefe tarihçisine göre Platon, Pythagoras’tan elde ettiği ruh göçü fikrini diyaloglarında Sokrates’in dilinden okuyucuya aktarmıştır. Bu bilgiler ışığında şimdi Sokrates’in bilgi anlayışına kısaca göz atalım.

Sokrates’e göre insan ruhu reenkarnasyona uğrayan birkaç defa dünyaya gelir. Kişi her dünyaya geldiğinde yeni bilgileri hafızasına atar. Bu nedenle her dünyaya geldiğinde bilgisi daha da mükemmel hale gelir. Kişi sokratik metotlarla bu bilginin bilginin bir kısmını hatırlar ve sonrasında da tüm bilgiyi elde edebilir. Bu nedenle Sokratın söylediği kendini bil sözü aslında doğuştan getirdiği ve diğer yaşamlarını da kapsayan özünü bil demektir.

Sokrates’in Mayötik-Doğurtma Yöntemi

Sokrates’e göre doğuştan gelen bilginin farkına varılmasının tek yolu mayötik yani doğurtma yöntemidir. Platon diyaloglarında, Sokrates önce kendini bilgili sanan kişilere aslında tümele dair hiçbir bilgisinin olmadığını gösterir. Sonra, bu bilgisizliğini kabul eden kişilere aslında doğuştan getirdiği fakat bilincinde olmadığı bilgileri açığa çıkarması için mayötik yöntemini uygular. Hatta bu yolla hiç geometri eğitimi almamış bir köleye geometri sorusu çözdürdüğü iddia edilir.

Sokrates’in, mayötik yöntemini annesinden esinlenerek elde ettiği söylenir. Annesi nasıl ki insan doğurtan bir ebedir, kendisi de bilgi doğurtan bir akıl ebesidir.

E- Teknik Bilgi ve Erdem Bilgisi Ayrımı

Sokrates için hem erdeme dair bilgi hem de teknik bilgi ortaya bir ürün koyar. Örneğin bir heykeltıraş teknik bilgisini kullanarak ortaya bir eser koyar. Bu eser iyi de yapılmış olabilir kötü de. Oysa ona göre erdeme sahip biri artık hep iyiye dair eylemde bulunur. Çünkü bir insan erdeme dair bilgiyi bir kere elde ettikten sonra artık kötüyü yapmaz. Aslında bu nokta da Aristoteles’in bir eleştirisi vardır. Aristoteles’e göre bir insan iyinin bilgisine sahip olsa da kötüyü seçebilir. Çünkü insanın özgür iradesi burada devreye girer.

Diğer bilgi türleriyle erdem bilgisi arasında büyük farklılıklar vardır. Ona göre heykeltıraşın bilgisi bir heykel ortaya koyarken ahlaki bir önermede bulunamaz. Neyin iyi neyin kötü olduğu bilgisini bize veremez. Sanatçı sadece güzel ve çirkin arasındaki ayrımı bize verebilir. Oysa erdeme dair bilginin en büyük özelliği ahlaki bir yaşayışta olması gereken bilgileri bize vermesidir.

F- Sokrates’de İki İsteme Türü

Sokrates’e göre insanda iki isteme türü vardır. Bunlardan birincisi hazza dayalı istençtir. Bu istenç türünde birey aklını ve iradesini ortaya koymadan sadece hayvansal hazlarıyla bir şeyi elde etmeyi arzular. Bu istenç insandaki kör bir çıkar arzusunun dışa vurumudur. Böyle bir arzuya sahip birey için gözü başka bir şey görmez. Bu insan arzularının esiri olduğu için kötülük yapacaktır ve kötülüğünün bile farkında olamayacak kadar da kör olacaktır.

Sokrates için ikinci istenç türü akıl ve iradenin etkisi ile bir şeyi istemedir. Bu istenç hazza dayalı kör bir istençten oldukça farklıdır. Bu istenç erdemleri elde etme istencidir. Kişi iradesiyle erdemlere sahip olursa artık kötülüğe yönelmeyecektir.

3- Sokrates ve Ahlak Felsefesi

Sokrates sanı(doxa) ile bilgi(episteme) arasında bir ayrım yapar. Ona göre sanıya dayalı bir yaşam bilgiden kopuk bir yaşamdır. Ahlaki bir yaşamın tek yolu bilgi ve erdemin bir olduğunu bilerek erdeme uygun yaşamaktır. Çünkü bilgi insanı doğru bir yaşama iyi bir yaşama ulaştırırken sanı veya bilgisizlik ise yanlış eylemlere ve kötülüğe götürür.

Sokrates’e göre bilgi ahlakın tek kaynağıdır. İyi ve doğrunun ne olduğunu bilen birisi artık yanlış bir yaşamı tercih etmez ve ahlaka uygun bir yaşamı tercih eder. İyiyi bilen erdemi bilir, erdemi bilen de ahlaklı yaşamayı tercih eder. Böylesi bir yaşam insana Eudaimonia yani mutluluğu getirecektir.

Ona göre mutluluğun tam hali uyum sağlamakla mümkün olur. Kendisini bilmeyen özüyle uyumlu olmayan bir yaşamı tercih eden birisi mutlu olmayacaktır. Kişinin kendisiyle uyum sağlaması içinse hayatta neye uyup neye uymayacağını ayırabilecek bir bilgiye sahip olmakla mümkün olacaktır. Bu bilgide epistemenin bir bilgisi olup erdemlerle aynı şeydir.

Sokrates idama giderken hayatı boyunca bir içsel sesin kendisine rehberlik ettiğini söyler. Daimonion adını verdiği bu içsel ses kötülük yapmaya yelteneceği zaman onu bu kötülükten alıkoyduğunu söylüyordu. Bu ses bir nevi iyilik ve kötülük için ölçü getirmiştir.

Sokrates hakkında daha fazla okuma için bu yazıyı yazarken benim de okuma şansına eriştiğim şu eserlere göz atabilirsiniz:

Sokrates’in hayatı için en kapsamlı yazıyı Diogenes Laertios’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı eserini okuyabilirsiniz.

Bedia Akarsu’nun Ahlak Felsefesi kitabı ile onun ahlak felsefesi ile daha geniş bir bilgiye erişebilirsiniz.

Platon’un Phaidon, Menon ve Euthyphron adlı diyalogları.

W.K.C. Guthrie’nin İlkçağ Felsefesi Tarihi adlı makalesi

İlham Dilman’ın Felsefe Tartışmaları Dergisinin 7. sayısında çıkan Mutluluk Nedir adlı makalesi

İlham Dilman’ın Philosophy And The Philosophic Life. A Study In Plato’s Phaedo adlı kitabı


Yorum yaz