17. yüzyıl felsefesi Filozoflar

Thomas Hobbes Kimdir?

thomas hobbes kimdir

Thomas Hobbes 17. yüzyıl felsefesi için önemli filozoflardan biridir. o toplumu bilimin yöntemleriyle inceleyerek, toplumsal düzenin nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışan bir rasyonalist filozoftu. Temel çalışma alanı insan ve onun ortaya çıkarmış olduğu düzendi. Thomas Hobbes’u anlamak için onu o yapan hayat hikayesine göz atmak gerekir.

Thomas Hobbes’un Hayat Hikayesi

Thomas Hobbes 5 Nisan 1588’de İngiltere’nin Malmesbury şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası yoksul bir  Anglikan kilisesi papazıydı. Babası cahil, eğitimsiz ve kavgacı bir insandı. Yaptığı bir kavga sonucu kilisedeki görevinden atılmıştır. Thomas Hobbes ve annesini terk etmiştir.

Çok küçük yaşlardan itibaren yalnızlık ve korkuyu yaşamıştır. Yaşadığı dönemde İngiltere büyük karışıklıklar yaşıyordu. Annesi ona hamile olduğu sırada İngiltere, İspanyolların saldırılarına maruz kalıyordu. Yine böyle bir saldırı esnasında annesi savaşın vermiş olduğu korku nedeniyle erken doğum yapmıştır. Felsefesinin temelinde istikrar ve esenliğin önemli bir noktada olmasının nedeni, onun hayat hikayesi ile anlaşılabilir.

Thomas Hobbes, babası onları terk ettikten sonra zengin olan amcasının himayesine girmiştir. 15 yaşında amcasının desteği ile Oxford Üniversitesine girmiştir. O hiç sevmemesine karşın skolastik felsefe eğitimini 5 yılda tamamladı. Fakat onun ilgilenmekten hoşlandığı alanlar siyaset ve matematikti. Daha sonraki yıllarda dönemin önemli bilim insanlarından biri olan William Cavendish’in evinde özel öğretmenlik yapmaya başladı. William Cavendish geniş ve zengin bir kütüphaneye sahipti. Ayrıca avrupa seyahatlerinde Thomas Hobbes’u yanında götürüyordu. O bu iki fırsat sayesinde hem dönemim birçok bilim adamıyla tanışma fırsatı buldu hem de birçok farklı kaynağa doğrudan ulaşma şansı yakaladı.

Thomas Hobbes ilk avrupa seyahatini 1610 yılında İtalya ve Fransaya yapar. Bu gezileri sırasında, daha sonraki düşüncelerini derinden etkileyecek düşünürler ve onların eserleri ile tanışma fırsatı bulur. İtalya’da Kepler ve Galileo’in eserleriyle tanışır. Fransa’da Descartes’in yakın arkadaşı Mersenne ile tanışması sonucu, Descartes’in düşüncelerini tanıma fırsatı bulur. Daha sonraki yıllarda İngiltere’de Francis Bacon ile tanışır ve bir süreliğine onun sekreterliğini yapar. 1636 yılında İtalya’ya yaptığı bir seyahat sırasında doğrudan Galileo’nin kendisi ile tanışma fırsatı bulur. Tüm bu gezileri onun entellektüel birikimi için zengin kaynaklar oluşturur.

Thomas Hobbes 1637 yılında tekrar İngiltere’ye döner. Fakat bu sırada iç karışıklıklar başlamıştır. Kral ve parlemento arasında egemenlik yarışı başlamıştır. Thomas Hobbes bir eserinde(elements of law natural and politic) tavrını kraldan yana kullanır. Bu eser İngiltere’de elden ele dolaşmaya başlar. İlerleyen dönemlerde parlamento, kral karşısında güç kazanmaya başlayarak kral yanlılarını tutuklamaya başlar.  Thomas Hobbes kendi güvenliğinden endişe duyduğu için Fransa’ya kaçar. Fakat ilerleyen dönemlerde din hakkındaki görüşleri Fransa’da tepkiyle karşılanır. Burada da güvende olamayacağını anlayarak İngiltere’ye geri döner. Tanrı hakkındaki görüşlerinden dolayı, İngiltere’de bir dönem serlerinin yayınlanması yasaklanır. Bu nedenle bir süre için din ve siyaset hakkında yazılar kaleme almaz. 1673 ile 1676 yılları arasında Homeros’un eserlerini İngilizceye çevirir. 1679 yılında 91 yaşındayken hayatını kaybeder.

Onun hayatına genel olarak göz attığımız zaman istikrarsızlık, sürgün, korku ve güvensizliğin hakim olduğunu görürüz. İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, en az sahip olduklarıdır. Bu nedenle Thomas Hobbes’un bu kavramlara sürekli değinmesi, yaşamı boyunca bunlara erişememesi ve büyük özlem duymasındandır.

Thomas Hobbes’a Göre İnsanın Doğası veya Doğal Durumu

Thomas Hobbes’a göre insan sosyal olarak yaratılmamış bir varlıktır. Doğası gereği yalnızdır ve kötülüğe meyillidir. İnsanın doğal yapısı gereği birlikte yaşamaya elverişli olmayan bazı kusurları barındırır. Fakat bu onun birlikte yaşama isteği taşımadığı anlamına gelmez.

İnsanlar doğaları gereği bencil, kötü ve acıma duygusundan yoksundur. Kendi çıkarını gözeterek yaşarlar. İnsanlar doğuştan eşit varlıklardır. Bu eşitlikleri nedeniyle çıkar çatışmalarından dolayı sürekli savaş halindedirler. Eşit olmadıkları için birbirleriyle yaptıkları savaşlar uzun sürmekte ve buda güvensiz bir ortam yaratmaktadır.

Thomas Hobbes’a göre doğal durumlarında sürekli savaş olmasından dolayı istikrar ve ilerleme yoktur. Böylesi bir savaşta düzenleyici ve genel bir güç olmadığı için adalet söz konusu değildir. Böylesi bir doğal durumda insan hayatı oldukça kısa ve mutsuzdur.

Thomas Hobbes, insanın doğal durumu tasvirlerini mantık çıkarımlarıyla yapmıştır. Böylesi bir durumun yaşandığına inanamaz. Amacı devletin tarihsel gerçekliğini veya kronolojik tarihini ortaya koymak değildir.  Fakat devletin neden varolması gerektiğini temellendirmek için böylesi bir hayali akıl yürütmeye ihtiyaç duyar.

Kısacası insan doğal durumunda:

  • Özgür ve eşittir.
  • Herşeyi arzulayan ve elde etmeye çalışan bencil varlıklardır.
  • Kötü ve yalnız varlıklardır.
  • Yalnızca kendi yaşamını sürdürmeye çalışırlar.
  • Sürekli savaş halindedirler.
  • Güvensizlik ve savaş nedeniyle sürekli bir ölüm korkusu içerisindedirler.

Thomas Hobbes’a Göre Devletin Neden Varolması Gerektiği

İnsanlar doğal durumlarında sürekli savaş ve ölüm korkusu içerisindeyken barış ve istikrarı arzularlar. İnsanlar doğal durumlarından kurtulup, esenliğe ulaşmak için her türlü haklarından vazgeçerler. Bu özgürlüklerinden ve doğal haklarından vazgeçmeyi gerektirir.

İnsanların doğal haklarından vazgeçip bir arada yaşamaları onların arzu ettikleri barış ve güven ortamı oluşturmaz. Çünkü böylesi bir refah ortamını koruyabilecek ve tüm insanların üzerinde güç oluşturabilecek bir egemene ihtiyaç vardır. İşte herkesin karşı gelmekten korkacağı ve refah ortamının teminatı olan şey devlettir. Fakat devletin otoritesini tam kurabilmek için insanların tüm sahip olduğu haklardan vazgeçmeleri gereklidir. Eğer herkesin üzerinde egemen bir güç olmasa, insanlar tekrar kendi bencilliklerine göre hareket edip düzeni bozabilirler.

Thomas Hobbes ve Leviathan

thomas hobbes ve leviathan

Thomas Hobbes ve Leviathan

Thomas Hobbes’un siyaset felsefesi alanında en önemli eseri şüphesiz Leviathan’dır. Onun tarafından yazılmış ve 1651 yılında İngiltere ve Fransa’da yayınlanmıştır. Fakat iki ülkedeki monarklar tarafından tepki ile karşılanmıştır.

Leviathan kitabının kapağında bir elinde kılıç diğer elinde asa tutan bir dev vardır. Kılıç gücü ifade ederken asada otoriteyi ifade eden bir metafordur. Aslında bu devletin metaforik bir anlatımıdır. Güç ve otorite devletin vazgeçilmez iki özelliğidir. Devlet kendisine itaat edilmesini sağlayan zorlayıcı bir güce ve o gücü bireylere kabul ettirebilecek sınırsız bir otoriteye sahiptir.

Thomas Hobbes’e göre insanlar Leviathan veya devlete doğal haklarını iki türlü bırakır:

  • Varolan haklarından feragat ederek
  • Haklarını devrederek

Leviathan’ın sahip olduğu güç insanların onan gönül isteğiyle devrettiği bir güçtür. Bu nedenle iktidarın gücünü kötüye kullanmasından bahsedilemez.

 

Thomas Hobbes’a Göre Devletin ve Bireylerin Hakları

Thomas Hobbes’a göre devlet her türlü yasayı yapmaya ve bunları uygularken güç kullanmaya hakkı vardır. Bireylerin hali hazırda haklarından vazgeçtiği için devletin yasalarını beğenmeme lüksü yoktur. Kendi yaşam hakkını tehdit etmeyen her yasaya uymak zorundadır ve bunları değerlendirmeye hakkı yoktur.

Thomas Hobbes’a göre bir egemene haklarını devrettikten sonra insanların başka egemenliklere geçme hakkı yoktur. Ayrıca egemenlikten ayrılıp tekrar doğal durumlarına geçme hakkına sahip değillerdir. Herkes egemenin buyruklarına uymak zorundadır. Uymadığı zaman zorlanmaya tabi tutulacağını kabul etmelidir.

İnsanlar arasında anlaşmazlıklar ve çözümsüzlükleri çözme gücü devlete aittir. Yine aynı şekilde halkı için savaş ve barışa karar verme gücüde ona aittir.

İnsanlar kendi haklarını isteyerek egemene devrettiği için, egemen hiçbir sözleşmeye taraf değildir. Bu nedenle devlet için, ortada bir sözleşme olmadığı için ona uyma zorunluluğuda yoktur.

Thomas Hobbes’un Tanrı ve Din Anlayışı

Thomas Hobbes’a göre dini veya kilisenin otoritesi devlet otoritesine rakip olabilecek bir otoritedir. Eğer dini otorite yanlış değerlendirilirse devlet otoritesiyle mücadeleye girebilir ve buda iç savaş tehlikesinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle devlet karışıklıkları önlemek ve iç savaş tehdidini ortadan kaldırmak adına dini otoriteyi de egemenliği arasına almalıdır.

Din devletin egemenliğinin bir aracıdır. Din gibi ahlak da devlet egemenliği altındadır. Devlet onlardan dilediği gibi tasarruf edebilir.

Thomas Hobbes’e göre tanrı insana sözlerini peygamberler ve kitaplar aracılığı ile iletmiştir. Bir kitabın tanrıdan olduğunu anlayabilmenin yolu ona aracılık edene karşı duyulan güvendir. Bu nedenle din bilginin değil inancın konusudur.

Din ve kilise devletin otoritesine rakip oluşturmamalıdır. ,Çünkü bir devlette iki egemen olması söz konusu değildir. Böylesi bir durumda devlet çökebilir. Kilisenin kendi kanunları olabilir ama bunlar devletin kanunlarından üstün değildir.

Thomas Hobbes’un Ahlak Anlayışı

Thomas Hobbes ahlakı metafizik ve dinle temellendirme yerine ampirik gerçekler üzerine kurmak ister. O, ahlakı psikolojik çözümleme yaptığı insan kavramı üzerinde inşa eder.

Thomas Hobbes’a göre ahlak metafizik temelli kutsal bir alan değildir. Ahlak insanın güvenilir bir ortamda yaşama isteğinin bir aracıdır.

İnsanların tüm eylemleri tek bir ilkeden kaynaklanmaktadır. Bu ilke de onun bencilliğidir. İnsan sadece kendini sever ve korumak ister. Bunu koruma adına tüm haklarını devlete devreder.

Ahlaki açıdan doğruluk veya yanlışlık, hak veya haksızlık insanların doğal durumunda söz konusu değildir. Bu kavramlar devlet içinde yaşayan bireyler için söz konusudur.

Thomas Hobbes hakkında kaynak olabilecek daha fazla okuma için:

  • Bedia Akarsu, “Ahlak Öğretileri”, Remzi Kitabevi
  • Doğuhan Murat Yücel, “Hukuk ile Savaş Arasında Hobbes, Rousseau, Vattel ve Clausewitz”, Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, 2016 Güz, sayı: 22, s. 41-59
  • Aydan Ömür SURLU, “Thomas Hobbes’un Devlet ve Hukuk Anlayışı”, Yüksek Lisans Tezi
  • Hakan Koçdemir, “Thomas Hobbes’da iktidar ve adalet kavramları”, Yüksek Lisans Tezi
  • Thomas Hobbes, “Leviathan”, Çev: Semih Lin, Yapı Kredi Yayınları
  • http://www.iep.utm.edu/hobmoral

5 Comments

Yorum yaz