Felsefenin Temel Disiplinleri

Varlık Felsefesi Veya Ontoloji Nedir?

Ontoloji veya varlık felsefesi, metafiziğin bir dalı olup ilk felsefe olarak da bilinir. Tek tek varlıklarla ilgilenmek yerine varlığı varlık olması bakımından bir bütün halinde inceler. Varlığın kendisini, temel özelliklerini soyut bir biçimde araştıran felsefe disiplinidir. Ontoloji varlıkların, varlık olması bakımından nasıl bir doğaya sahip olduğunu irdeler. O halde ontoloji nedir sorusunun kısa cevabı olarak felsefenin varlıkla ilgilenen disiplinidir diyebiliriz.

Ontoloji alanında varlık iki temel başlık altında ele alınır. İlk başlık reel yani gerçek varlıklardır. Duyu organlarının muhatabı olan tüm varlıklar bu başlık altına girer; sınıftaki masa, masadaki kalem, elimdeki telefon, Bursa’daki dağ veya Konya’daki ova gibi somut varlıklar. Diğer başlık altında ise ideal yani düşünsel başlıklar ele alınır. Bu varlıklar soyut olup insan düşüncesinde var olan varlıklardır. Geometrik veya matematiksel kavramlar düşünsel varlıklardır.

1- Bilim ve Felsefede Varlık

Varlık, sadece ontolojinin ilgi alanına girmez. Varlık bir araştırma sahası olarak bilimin de ilgi alanındadır. Hem ontoloji hem de bilim varlığa farklı bir bakış açısıyla yaklaşır. İnceleme yöntemleri ve sordukları sorular farklıdır.

Bilim varlık var mıdır veya varlığın özü nedir sorularını sormaz. Bir biyolog için hücrenin var olup olmaması temel mesele değildir. Ya da otopsi yapan bir hekim için kadavranın varlığı sorgulanmaz. Ayrıca bilim varlığa bir bütün yaklaşmaz. Çeşitli bilim dalları varlığı farklı farklı dallara bölerek inceleme konusu yapar. Varlıkla ilgili genel geçer ve evrensel yasalara ulaşmaya çalışır. Bunu yaparken bilimsel yöntemin şüphe içermeyen yöntem ve tekniklerini kullanır. Ulaştığı sonuçları niceliksel veya niteliksel olarak ifade eder. Her bilim dalı varlığa farklı bir pencereden bakar; Fizik için varlık harekettir, kimya için karışımlardır, biyoloji için hücreler topluluğudur veya sosyoloji için insan topluluklarıdır.

Ontoloji, felsefenin varlık ile ilgilenen önemli bir disiplinidir. Varlığın var olup olmadığını, eğer varsa özünün ne olduğunu sorgular. Ontoloji, varlığa dair sorgulamasını soyut bir alanda ele alır. Bilim varlığı ele alırken onu disiplinlere bölerek indirgemeci bir yaklaşım takınır. Oysa ontoloji için varlık, varlık olması bakımından bir bütündür. Ontolojinin sorgulama sonuçları yani filozofların varlık hakkındaki düşünceleri ilimlere yol gösterir.

2- Ontoloji Disiplininin Temel Soruları

Ontoloji varlığı temel bir sorun olarak kabul ederken çeşitli sorular sorar;

  • Varlık nedir?
  • Gerçekten bir şey var mıdır?
  • Varsa varlığın mahiyeti ve özü nedir?
  • Varlık çokluk mudur?
  • Varlık bir midir çok mudur?
  • Evrenin sonu var mıdır?
  • Evrende veya en temel olarak varlık için bir arete yani amaç var mıdır?
  • Varlık aleminde bir düzen var mıdır?
  • Varlıkta bir değişme var mıdır?

3- Ontoloji Disiplininde Varlığa Farklı Yaklaşımlar

Varlığın özünün nasıl teşkil ettiğine dair problemleri ele alan düşünürlerin farklı yaklaşımları olmuştur. Şimdi varlığa farklı yaklaşımları inceleyelim.

A- Monizm

Monizm ya da diğer adıyla tekçilik varlıkların varoluşunu tek bir gerçekliğe dayandıran akımdır. Monizm kavram olarak ilk defa Alman filozof Christian Wolff tarafından kullanılmış olup Yunanca monos(yalnız) teriminden türetilmiştir. Monistlere örnek olarak Hegel verilebilir. Hegel için tüm varlık geist’in farklı görünümleri şeklindedir.

B- Düalizm

Düalizm ya da ikicilik akımına göre varlık birbirinden farklı iki tözden oluşur. Bu iki töz birbirinden farklı olup birbirine indirgenemezler. En ünlü düalist filozoflardan biri Descartes’dir. Descartes’e göre varlık ruh ve madde olarak iki tözden oluşur. Bu iki töz birbirine indirgenemez bir yapıdadır.

C- Plüralizm

Çokçuluk ya da diğer adıyla Plüralizme göre varlıklar ikiden fazla töze sahiptir. Bu tözler birbirine indirgemez yapıdadır. En ünlü Plüralist filozof Empedokles’e göre varlık dört töze sahiptir. Anasır-ı Erbaa ya da diğer adıyla dört unsur ateş, hava, toprak ve sudur. Her varlık dört unsurun farklı kombinasyonları sonucu ortaya çıkmıştır.

4- Ontoloji Disiplininde Varlığın Niteliği İle İlgili Görüşler

Birçok filozof varlığın niteliği farklı görüşler ortaya koymuştur. Kimisi için varlık sürekli bir değişim halindedir. Kimisi için de varlık varlık durağan ve hareketsizdir. Şimdi farklı farklı filozofların varlık hakkındaki görüşlerini kısaca ele alalım:

A- Varlığı Oluş Olarak Kabul Edenler

Ontolojide, varlığın sürekli değişen yapısına atıf yaparak varlığı oluş olarak açıklayan filozofların başında Herakleitos gelmektedir. Ona göre tüm varlıkların tözü ateştir. Nasıl ki ateş sürekli hareket halindeyse varlıkta sürekli bir oluş halindedir. ona göre evrende değişmeyen tek yasa her şeyin daimi bir şekilde sürekli değişmekte olduğudur. Bu nedenle aynı nehirde iki kere yıkanılamaz değişini öne sürmüştür. Herakleitos hakkında daha fazla bilgi için onunla ilgili şu makalemize göz atabilirsiniz: Herakleitos Kimdir?

Ontolojide, varlığı oluş olarak kabul eden bir diğer önemli filozof Alfred North Whitehead’tır. Ona göre her varlık diğer varlıklarla bir ilişki içinde olup sürekli değişir. Her varlık bir başka varlığın var olmasının nedenidir. Dolayısı ile varlıklar arası bir ilişki zorunludur. Tanrı dışındaki tüm varlıklar için bir var oluş nedeni zorunludur. Her varlığın var oluşunu kategorik şemalara göre açıklamıştır. Alfred North Whitehead hakkında daha fazla bilgi için onunla ilgili şu makalemize göz atabilirsiniz: Alfred North Whitehead Kimdir?

B- Varlığı İdea Olarak Kabul Edenler

Ontoloji Disiplininde Varlığı İdea Olarak Kabul Edenler

Ontolojide, varlığı idealar yoluyla açıklayan ilk ve en önemli filozof Platon’dur. Ona göre varlık, deneyim ve duyu organlarımızla kavradığımız görünüşler alemi ile akılla kavradığımız idealar alemi olarak iki boyuttadır. Görünüşler alemi doksa denilen ve yanıltıcı bilgiler içeren bir alem olup, varlıklar hiyerarşisinde alt sırada yer alır. Gerçek varlıklar episteme yoluyla bilinen idealar alemine aittir. Duyularımızla kavradığımız görünüşler alemindeki her varlık oluş ve bozuluşa tabidir. Oysa geometri ve matematik yoluyla kavradığımız idealar aleminde oluş ve bozuluş yoktur. Var olanlar en mükemmel formuyla orada bulunur. Platon hakkında daha fazla bilgi için onunla ilgili şu makalemize göz atabilirsiniz: Platon Kimdir?

Varlığı idea kavramıyla açıklayan bir diğer önemli filozof Platon’un öğrencisi Aristoteles’tir. Aristoteles’e göre varlıklar temelde iki boyutludur; madde ve form. Madde ve form bir araya gelerek gerçek ve duyu organlarıyla algılanabilir varlıkları oluştururlar. Her madde sonsuz sayıda form olasılığını içinde taşır. Örneğin bir meşe ağacı içinde masa, kalem veya mobilya formunu içinde taşır. Ayrıca Aristoteles’e göre her varlığın var olması için dört ana sebep vardır; maddi sebep, formel sebep, fail sebep ve ereksel sebep. Aristoteles hakkında daha fazla bilgi için onunla ilgili şu makalemize göz atabilirsiniz: Aristoteles Kimdir?

Ontolojide, varlığı idea ile açıklayan bir diğer önemli filozof Farabi’dir. Farabi, varlığın zihinde anlam bulan idea formunda olduğunu ileri sürer. O varlıkları ikili hiyerarşi düzenine göre açıklar. Bunlar sırasıyla:

  1. Vacibülvücud; bu varlık var olmak için başka bir varlığa ihtiyaç duymaz. Gerçek varlıktır. Tanrı sadece bu varlık türü niteliğindedir. Vacibülvücud ezeli ve ebedi olup oluş ve bozuluş yaşamaz.
  2. Mümkünülvücud: Başlangıcı ve sonu olan her varlıktır. Bu tür varlıklar var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duyarlar.

Varlığı idea ile açıklayan diğer önemli filozof Hegel’dir. Hegel’e göre gerçek varlık mutlaktır. Mutlak denilen varlık evrene aşkın bir tanrı formu değildir. Mutlak olan varlık Geist’tir. Geist diyalektik yöntem ile kendini açığa çıkarır. Bu diyalektik yöntem tez, antitez ve sentez aşamasıdır. Hegel hakkında daha fazla bilgi için onunla ilgili şu makalemize göz atabilirsiniz: Hegel Kimdir?

C- Ontoloji Disiplininde Varlığı Madde Olarak Kabul Edenler

Ontoloji Disiplininde Varlığı Madde Olarak Kabul Edenler

Varlığı sadece madde olarak kabul eden filozofların ilkleri İlk çağ Yunan Felsefesinde Abdera Okulundan çıkmışlardır. Eukippos, Metrodoros, Anaksarkhos ve Demokritos maddeci filozofların ilk önemli temsilcileridir. Örneğin Demokritos’a göre madde, bölünemez maddi bir yapıda olup her şey ondan meydana gelir. Atomlar ezeli ve ebedidir. Farklı farklı birleşimler yaparak tüm varlıkları meydana getirirler. Her varlık mekanik bir birleşimin sonucu meydana gelmiştir.

17. yüzyıl felsefesi filozoflarından Thomas Hobbes’e göre varlık maddeden oluşmuştur. Evren mekanik maddi kanunlarla işleyen bir yerdir. Maddi olmayan bir ruh tözünü reddederek ruhsal her şeyin mekanik bir doğal ve fiziksel süreçlerle açıklar. Thomas Hobbes hakkında daha fazla bilgi için onunla ilgili şu makalemize göz atabilirsiniz: Thomas Hobbes Kimdir?  

Makine İnsan

Bir diğer maddeci filozof La Mettrie’dir. Ona göre evrende var olan ve olacak olan her şey maddi tözden meydana gelir. Her türlü oluş ve bozuluşu maddi ve mekaniksel süreçlerle açıklamıştır. Makine İnsan kavramını kullanarak insanı da maddi bir makineye benzetmiştir.

Diyalektik Materyalizm görüşü ile bilinen Karl Marks da maddeci filozofların başında gelmektedir. Ona göre, her varlık insan bilincinden bağımsız maddi bir yapıdadır. Tarih diyalektik bir şekilde ilerler. Toplumlardaki alt yapı unsurları yani üretim ilişkileri üst yapılarını yani din, aile veya politikayı şekillendirir. Dolayısı ile toplumu maddi unsurlar şekillendirir.

D- Varlığı Ruh ve Madde olarak Kabul Edenler

Varlığı hem ruh hem de madde gibi birbirine indirgenemeyen iki tözden oluşan bir yapıda açıklayan en önemli filozoflardan biri Descartes’dir. Descartes varlığı Kartezyen Düalist bir yapıda açıklar. Beden ve zihin arasında bir ayrılığın olduğunu ileri süren Kartezyen Düalizme göre, bu iki farklı töze sahip varlık arasında bir etkileşim vardır. Zihnin görevi düşünmek maddenin görevi fiziksel bir alan kaplamaktır. Descartes ile ilgili daha fazla okuma yapmak için onunla alakalı şuradaki yazımıza göz atabilirsiniz: Rene Descartes Kimdir?

E- Varlığı Fenomen Olarak Kabul Edenler

Fenomoloji akımının kurucusu olan Husserl’e göre varlık fenomendir. Bu nedenle varlıkların özünü kavramanın tek yolu sezgidir. Paranteze alma diye de bilinen bu yönteme göre varlığın gerçekliği sadece sezgiyle bilinir.


Yorum yaz